Paz
12
12 Eki 2008, 15:30 | comedy shop |
henüz yorum yok
- Taha: Kuran’da bir sure adı.
- Talay: Gereğinden çok.
- Talip: Arayan, isteyen - Alıcı müşteri.
- Tamay: Dolunay.
- Tamer: Nitelikli, sayılan kişi.
- Tan: Güneş doğmadan önceki alaca karanlık, şafak zamanı.
- Tanay: Şafaktaki ay.
- Tanberk: Şafak çizgisi - Parlayan şimşek
- Taner: Şafak gibi aydınlık yiğit.
- Tanju: Çinlilerin Türk hükümdarlarına verdiği ad.
- Tankut: Kutlu, uğurlu sabah.
- Tansel: Şafak seli, ışık seli.
- Tarcan: Ayrıcalıklı dost.
- Tarhan: Oğuzlarda demirci ustası - Tüccarlar - Han ve komutan ünvanı.
- Tarık: Sabah yıldızı, Zühre, Venüs.
- Tarkan: İslam’dan önce Türklerin kullandığı vekil, vezir gibi san.
- Taşkın: Coşmuş, taşmış halde bulunan - Akarsuların taşması.
- Tayfun: Okyanuslarda görülen fırtına.
- Tayfur: Küçük bir kuş türü.
- Taygün: Çocuk, torun.
- Taykut: Kutlu, uğurlu çocuk.
- Taylan: Yakışıklı ve sırım gibi genç.
- Tekay: Eşi benzeri görülmemiş.
- Tekcan: Değerli, eşsiz.
- Tekin: Tek, eşsiz - Uyanık, tetikte.
- Teoman: Hun İmparatoru Mete’nin babası.
- Tercan: Genç, delikanlı - Kırmızı buğday.
- Tevfik: Uygun düşme, uyma - Başarma - Allah’ın yardımına ulaşma.
- Tezcan: Telaşlı, heyecanlı.
- Timuçin: Moğol İmparatoru Cengiz - Katı, sağlam demir.
- Timur: Demir - Türk-Moğol İmparatoru.
- Tolay: 1. Cemaat. 2. Topluluk.
- Toprak: Yer kabuğunun yüzey bölümü.
- Toygar: Tarlakuşu, turgay.
- Tufan: Nuh Peygamber zamanındaki güçlü yağmur.
- Tugay: İki alaydan oluşan askeri birlik.
- Tuğrul: Ak doğan - Selçuklu’nun kurucusu.
- Tuna: Çok bol - Yavru - Görkemli, gösterişli - Bir akarsu.
- Tunç: Bakır, çinko, kalay karışımı.
- Tuncay: Tunç renkli ay.
- Tuncer: Tunç gibi kuvvetli.
- Turan: Türklerin en eski yurtlarına verilen ad.
- Turgay: Boz renkli, tarlalarda bulunan bir tür serçe.
- Turgut: Oturulacak yer, konut.
- Turhan: Soylu, seçkin.
- Türker: Yiğit Türk
Paz
12
12 Eki 2008, 15:29 | comedy shop |
henüz yorum yok
- Şafak: Güneş doğmadan önce ufukta beliren aydınlık.
- Şahan: Padişahlar, hükümdarlar, tahtlar.
- Şahin: Büyük, yırtıcı kuş.
- Şansal: Niteliklerinle ünlen, tanın.
- Şanver: İyi niteliklerin bilinsin, duyulsun.
- Şayan: Yakışır, yaraşır. Uygun.
- Şehzade: Hükümdar oğlu.
- Şenel: Neşelen, mutlu ol.
- Şener: Mutlu, neşeli.
- Şenol: Her zaman neşeli, mutlu ol.
- Şensoy: Neşeli, mutlu soydan gelen.
- Şeref: İyi ahlak ve fazilet sonucu oluşan manevi yücelik - İyi ün.
- Şerif: Şerefli, kutsal - Soylu, temiz.
- Şevket: Büyüklük, heybet.
- Şükrü: Şükürle, minnettarlıkla ilgili.
Paz
12
12 Eki 2008, 15:28 | comedy shop |
henüz yorum yok
- Sabri: Sabırla ilgili.
- Sacit: Secde eden.
- Sadri: Göğüsle ilgili.
- Saim: Oruçlu.
- Sait: Mübarek, kutlu - Sevap kazanmış.
- Sakıp: Delen, delik açan - Çok parlak.
- Salih: Elverişli, yararlı - Dinin emirlerine uyan.
- Salim: Sağlam - Kusursuz, eksiksiz.
- Samet: Çok yüksek, çok ulu - Hiç kimseye ihtiyacı olmayan.
- Sami: Dinleyen, duyan - Yüksek, yüce.
- Samih: Cömert, eli açık.
- Samim: Bir şeyin merkezi, içi.
- Sanber: Gücüyle tanınmış.
- Sancar: Kısa kama - Saplar, batırır.
- Saner: Ünlü tanınmış.
- Sargın: Candan, içten.
- Sarp: Çetin, sert.
- Sarper: Zoru başaran kişi.
- Savaş: Uğraşma, mücadele, kavga - Silahlı mücadele, harp.
- Seçkin: Niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, elit.
- Sedat: Doğru, haklı.
- Selcan: Coşkun, taşkın.
- Selçuk: Güzel konuşan - Türk hükümdarı.
- Selim: Sağlam, doğru, kusursuz - Temiz, içten.
- Semih: Cömert, eli açık.
- Semin: Çok değerli.
- Sercan: Sevgili, sevilen.
- Serdar: Başkumandan, başbuğ.
- Sergen: Raf, vitrin - Tepelerdeki düzlük - Yorgun.
- Serhan: Kurt, canavar - Şarkıcıların başı.
- Serhat: Sınır - İki devlet arasındaki sınır.
- Serkan: Soylu kan, başkan, lider.
- Serkut: Mutlu, talihli.
- Sermet: Ebediyet, sonsuzluk.
- Sertaç: Çok sevilen, sayılan.
- Sertuğ: Baş tacı edilen.
- Server: Başkan, reis.
- Sezai: Uygun, yaraşan.
- Sezer: Duyar, hisseder.
- Sezgin: Sezme yeteneği olan, duygulu, anlayışlı.
- Simavi: Yüzle, çehreyle ilgili.
- Sinan: Mızrak, süngü gibi silahların sivri ucu.
- Sıtkı: İç temizliğiyle, doğrulukla ilgili.
- Sökmen: Yiğitlere verilen san.
- Sömer: Katışıksız güçlü.
- Soner: Son doğan yiğit.
- Songur: Şahin - Ağır, hantal.
- Soysal: Uygar.
- Suavi: Değişmeyen - Kanıtlanmış.
- Süheyl: Kutlu, uğurlu.
- Süleyman: Saflık, temizlik.
- Sümer: Mübarek, kutlu - Sevap kazanmış.
- Sunar: Sunan, takdim eden.
Paz
12
12 Eki 2008, 15:27 | comedy shop |
henüz yorum yok
- Rabsin: Beyaz ay, dolunay.
- Rafet: Sert, çatık kaşlı veya Aslan.
- Ramazan: Doğruluk gösteren - Adaletli davranan.
- Ramim: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan.
- Rauf: Dünya, varlık.
- Recep: Beyaz taç, gelin tacı.
- Refik: Din uğruna çalışan.
- Reha: Candan, cana yakın.
- Rekin: Gururlu, ağırbaşlı.
- Rıdvan: Aslan gibi cesur, savaşçı beyi.
- Rıza: Yiğit, hükümdar.
- Ruhi: Tek yiğit, prens.
- Rüstem: Kızıl, al renkli Tuğ.
- Rüştü: Armağan, hediye.
Paz
12
12 Eki 2008, 15:27 | comedy shop |
henüz yorum yok
- Pakel: Sezgi, anlayış, dikkat.
- Paker: Sert, çatık kaşlı veya aslan.
- Paksoy: Allah’ın kulu.
- Pamir: Her şeye gücü yeten.
- Pars: Becerikli, atılgan.
- Paydaş: Dünya, varlık.
- Payidar: Doğruluk gösteren - Adaletli davranan.
- Pekay: Çok aydınlık, ay gibi ışıklı.
- Pekcan: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan.
- Pekel: Sağlam, güçlü el.
- Peker: Güçlü yiğit, çok sağlam.
- Pekin: Doğruluğu kesinlikle bilinen.
- Perker: Güçlü ve yiğit kişi.
- Pertev: Dürüst, güvenilir.
- Peyam: Mutlu, sevinçli gün.
- Peykan: Beyaz taç, gelin tacı.
- Peyman: Aydınlık gece.
- Polat: Din uğruna çalışan.
- Poyraz: Yüce, ulu.
- Pozan: Candan, cana yakın.
Paz
12
12 Eki 2008, 15:26 | comedy shop |
henüz yorum yok
- Öcal: Öcünü, intikamını al.
- Öğday: Çok akıllı.
- Öğün: Yücel, gurur duy - Zaman, vakit - Kez, defa Önde, ileride.
- Öğünç: Övünülecek şey.
- Öğüt: Nasihat.
- Öker: Akıllı.
- Ökmen: Akıllı, zeki.
- Öktem: Güçlü, onurlu.
- Ökten: Akıllı, bilgili.
- Ömer: Yaşayış, hayat - İkinci Halife.
- Ömür: Yaşayış, hayat.
- Önal: Her işte lider olan.
- Önay: Ayın ilk günlerindeki durumu, hilal.
- Önder: Bir topluluğa başkanlık eden - Önde giden, yol gösteren.
- Önel: Bir şeyin tamamlanması için verilen süre, vade.
- Öner: Başta gelen - Yön - Sıra.
- Örsan: Örs gibi sağlam adı olan.
- Örsel: Örs gibi sağlam el.
- Övül: Kendini beğendir, övgü kazan.
- Öymen: Evcimen, evine bağlı.
- Özal: Özü kırmızı.
- Özalp: Özünde yiğit olan.
- Özay: Özü ay gibi parıltılı olan.
- Özcan: Candan, samimi.
- Özdemir: Özü demir gibi sağlam olan.
- Özden: Soyca temiz - Özvarlıkla ilgili - Suların geçtiği yer.
- Özen: Bir işin iyi olması için gösterilen çaba - En içeride olan - Dere, ırmak.
- Özer: Yiğit, doğru kişi.
- Özgün: Benzerlerinden ayrı - Kendine özgü.
- Özgür: Hür - Bağımsız
- Özhan: Hükümdar soyundan gelen.
- Özkan: Özü, kanı temiz.
- Özmen: Özü iyi, sağlam olan.
- Öztan: Tan yeri gibi aydınlık.
Paz
12
12 Eki 2008, 15:25 | comedy shop |
henüz yorum yok
- Oğan: Güçlü, kuvvetli.
- Oğul: Erkek evlat - Kovandan çıkan arı topluluğu.
- Oğulcan: Can dost.
- Ogün: Belirli bir günde doğan.
- Oğur: Uğur - Samimi, içten.
- Oğuz: Saf, iyi yaradılışlı - Sağlam, güçlü.
- Oğuzhan: Yiğit han - Oğuzların efsane kahramanı.
- Okan: Anlama, öğrenme - Oğuz.
- Okay: Beğeni, ok gibi delici, ay gibi aydınlık.
- Okbay: Ok gibi delici, saygın ve zengin kimse.
- Okcan: Hareketli, canı tez.
- Oker: Hızlı, hareketli.
- Oktar: Ok atan, okçu
- Oktay: Öfkeli, sinirli.
- Olgun: Bilgili, görgülü, iyi yetişmiş.
- Omaç: Hedef, amaç.
- Onat: İyi, güzel - Doğru ve dürüst nitelikli.
- Onay: Uygun bulma.
- Ongar: Kurtuluş.
- Ongun: Tam - Verimli, bayındır - Kutlu, uğurlu - Gelişmiş, gürbüz.
- Onur: Kişinin kendin saygısı, özsaygı.
- Onural: Şan, şeref kazan.
- Onuralp: Onuruyla tanınmış yiğit.
- Onurhan: Onurlu hükümdar.
- Orçun: Ardıl, halef, oğul.
- Orhan: Şehrin hakimi.
- Orhun: Orta Asya Türklerinde eski yazı türü.