• Gün boyunca yediğiniz besinleri ve günlük aktivitenizin cinsini, süresini, derecesini kaydedin.
  • Alışverişe yemek yedikten sonra çıkın.
  • Hazır yiyeceklerden kaçının.
  • Atıştırma yerine egzersiz koyun.
  • Planlanan zamanlarda ana ve ara öğün yiyin.
  • İkram edilen yiyeceği reddedin.
  • Yiyecekleri gözden uzak tutun.
  • Küçük tabak, çatal, bıçak kullanın.
  • Tabaklara yemek koyduktan sonra servis kabını masadan kaldırın.
  • Yemek bitince masadan kalkın.
  • Yemeğe başlamadan önce bir bardak su için.
  • Yutmadan önce iyice çiğneyin.
  • Yemeğin bir kısmını tabakta bırakın.
  • Yemek yerken başka şeyle uğraşmayın.

  • Cum

    3

    Şeker hastaları için özel tatlı

    03 Eki 2008, 23:34 | m-colak | henüz yorum yok

     

     

    Armut ‘Helene’ 3 kişilikMALZEMELER:

  • 135 gram armut
  • 200 gram az yağlı süt
  • 120 gram su
  • Sıvı sakarin
  • 12 gram çikolatalı puding tozu
  • HAZIRLANIŞI:Armutlar suda yumuşayıncaya dek pişirilir, dışarı çıkarılıp suyu süzülür. Süt ve puding karıştırılarak pişirilir. Sakarin de eklendikten sonra sık sık karıştırılmak şartıyla pişmeye bırakılır. Pişen sos henüz sıcakken armutun üstüne dökülür ve servis yapılır. İçerdiği gıda unsurları: 60 kalori. 


    Cum

    3

    Dişlerimizi nasıl fırçalamalıyız?

    03 Eki 2008, 23:32 | m-colak | henüz yorum yok

    Diş fırçalamanın bir tekniği olduğunu belirten uzmanlar, kurallara uyulmaması durumunda diş etlerinin aşındığını, sağlıksız bir ağzın da vücuttaki dengeleri bozduğunu vurguluyorlarİnsan vücudunda en fazla mikrobun bulunduğu organlardan biri de ağız. Ağız bakımının doğru yapılmaması durumunda vücuttaki mikrop dengesi bozulduğundan, diğer organların zarar görme olasılığı artıyor. Kana karışan mikroplar kalp, böbrek ve beyni olumsuz yönde etkileyebiliyor.Diş fırçalamaktaki amaç, dişlerin üzerine yapışmış ve gözle görülemeyen birikintileri temizleyerek, sağlıklı bir ağza sahip olmak. Bunun içinse düzenli temizlikten kaçınmamak gerekiyor. Diş Hekimi Abdurrahman Özkömürcü, dişlerin günde iki defa fırçalanması gerektiğini, diş ipinin ise iki günde bir uygulanması gerektiğini söyledi.Özkömürcü, doğru diş fırçalamanın yöntemini şöyle sıraladı:

  •  Orta sertlikte bir fırça üzerine fırçayı ıslatmadan, bezelye büyüklüğünde macun sıkıldıktan sonra üst çenede arkadan başlayarak fırçanın yarısı diş etinde yarısı dişte olmak kaydıyla çok nazik bir basınç uygulayarak fırçalamaya başlanır.
  •  Fırçayı oynatmadan küçük dairesel titreşim hareketleri yapılır. 20 kez titreşim yapıldıktan sonra üst çenede aşağı doğru, alt çenede yukarı doğru süpürme hareketi yapılır. Daha sonra fırçayı bir boy ilerleterek işlem tekrarlanır.
  •  Dişlerin bütün yüzeyleri üzerinde aynı işlem tekrarlanarak fırçalama bitirilir
  •  Bakteri plağının fırçalama ile ara yüzeylerden temizlenmesi mümkün olmamaktadır. Bunu için diş ipi kullanılır. İki elde tutulan diş ipi işaret ve baş parmağıyla yönlendirilerek iki diş arasına yerleştirilir. İp, bir yandaki dişe yaslanarak aşağı doğru hareket ettirilir. Sonra aynı aralıkta öndeki dişe yaslanıp ipi aşağı doğru hareket ettirerek bütün dişlerin ara yüzleri temizlenir.
  •  Fırçalama işlemi sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce iki kez; diş ipi ise iki günde bir uygulanır.
  • PÜF NOKTALAR

  •  Diş fırçalarken fırça fazla bastırılmamalı.
  •  Sağlıklı dişetlerinde sert fırça, kanayan dişetlerinde ise yumuşak fırça kullanılmalı.
  •  Fırçalama sırasında kan dolaşımına yardımcı olması için diş etine de masaj yapılmalı.
  •  Diş macunu çok kullanılmamalı. Fazla macun kullanımı diş etlerini eritiyor.

  • Cum

    3

    Diyabette ‘bel kalınlığına’ dikkat

    03 Eki 2008, 23:11 | m-colak | henüz yorum yok

    Kilonuz normal bile olsa, bel çevresi 102 santimetreyi geçen erkekler ile 88 santimetreyi aşan kadınların şeker hastası olma riskleri çok yüksekBaşkent Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nilgün Güvener Demirağ, diyabet konusunda bilgi verdi. İnatçı şeker yüksekliğinin, şeker hastalığı ile ilgili bazı belirtilere yol açtığını ifade eden Demirağ, şöyle konuştu: ”Bu açıdan hastalık, sık aralıklarla idrara çıkma, aşırı susama, bulanık görme, halsizlik, bitkinlik, beklenmedik kilo kaybı, acıkma, mide bulantısı, adetten kesilme, kuru ve kaşıntılı deri, nefes kokusu, erkeklerde iktidarsızlık, yaraların geç iyileşmesi gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Herhangi bir hastada diyabet olup olmadığına mutlaka bakmak gerekir. Kilolu kişilerin sık aralıklarla açlık, tokluk şeker tahlilleri yapılmalı, 45 yaş itibariyle de 3 yılda bir Glikoz Tolerans Testi uygulanmalıdır.” Şeker hastası sayısının giderek arttığını kaydeden Demirağ, “Dünyada 2000 yılında 151 milyon hasta varken, 2010 yılında bu sayının 221 milyon, 2020 de ise 300 milyonu geçmesi beklenmektedir” dedi. YAĞLI BESLENME RİSKİ ARTIRIYORDiyabette beslenmenin büyük önem taşıdığını dile getiren Demirağ, şunları kaydetti: ”Yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmek diyabet için en önemli risklerdendir. ‘Konya bu konuda risk altındadır’ diyebiliriz. Vatandaşların dikkatli olması gerekiyor. Ailede ve kan yakınlarında şeker hastalarının bulunması, kilo fazlalığı ve şişmanlık, yağın vücutta daha çok nerede toplandığı diyabet için ipucu verebilir. Kilo normal bile olsa bel çevresi 102 santimetreyi geçen erkekler ve 88 santimetreyi aşan kadınların şeker hastası olma riski çok yüksek. Bu yüzden bel çevresi 94 santimetreyi aşan erkeklerle, 80 santimetreyi geçen kadınlar, dikkat etmek zorundadır.” ”Ne kadar hareketsizseniz o kadar risk altındasınız” diyen Demirağ, “Yüksek tansiyonlularda, kolesterol sorunu olanlarda, gebeliğinde şeker sorunu yaşayanlarda şeker hastalığı daha çok görülüyor. Son risk faktörü de yaş. Yaş arttıkça risk de artıyor” dedi. Demirağ, hastalığın önlenebilmesi için diyete özen gösterilmesi, egzersiz yapılması, tansiyonun kontrol altında tutulması, kolesterol değerlerinin düşürülmesi, alkol ve sigaradan uzak durulması gerektiğini söyledi. 



    ABD’de son yapılan araştırmaya göre, sık cinsel faaliyet prostat kanseri oluşması riskini artırmıyor, hatta tehlikeyi azaltıyorUlusal Kanser Enstitüsü tarafından 46 ila 81 yaşlarındaki yaklaşık 30 bin sağlık görevlisi üzerinde yapılan araştırma, erkeklerin cinsel faaliyetleri arttıkça prostat kanseri riskinin azaldığını ortaya koydu.Erkeklerin ayda ortalama 4-7 kez boşaldığı kaydedilen araştırma, daha fazla boşaldığını söyleyenlerde prostat kanseri riskinin artmadığı, tam tersine azaldığı görüldü. Ayda 13-20 ve en az 21 kez boşaldığını ifade eden en yüksek iki gruptaysa kanser riskinin, yüzde 14 ve yüzde 33 oranlarında azaldığı belirlendi.Araştırmanın sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan bilim adamları, bir teoriye göre, sık boşalmanın kansere neden olan kimyasalların dışarı atılmasını ya da prostat kanseriyle bağlantılı oluşumların gelişiminin azalmasını sağladığını belirtiyorlar.Daha önce yapılan bazı araştırmalarda ise sık boşalmanın daha fazla prostat kanseri riski yaratabileceği sonucu ortaya çıkmıştı. Bu çerçevede ortaya atılan bir teoriye göre, fazla seks sonucu erkeğin maruz kaldığı bakteri ve virüsler, bir şekilde prostat kanserine yol açabiliyordu.ABD’de prostat kanseri, deri kanserinden sonra en fazla rastlanan kanser türü. Amerikan Kanser Vakfı’na göre, bu yıl 230 bin 900 yeni prostat kanseri vakası teşhis edilecek ve 29 bin 900 erkek bu kanserden hayatını kaybedecek. 


    Cum

    3

    15 dakikada prostat tedavisi

    03 Eki 2008, 23:01 | m-colak | henüz yorum yok

    Erkeklerin önemli sağlık sorunlarından biri olan “iyi huylu prostat büyümesi”, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan ortadan kaldırılıyorHER dört erkekten birini etkileyen “iyi huylu prostat büyümesine” artık 15 dakikada, ameliyatsız çare bulunabiliyor. “Mikrodalgayla termoterapi” esasına dayanan, yüzde 80′lik başarı oranıyla cerrahi kadar etkin olduğu ispatlanan yeni yöntem, bu alanda yeni ‘Altın Standart (en etkin tedavi)’ adayı olarak gösteriliyor. Yeni yöntem CoreTherm, narkoz, ameliyat, ameliyat komplikasyonları ile hastanede kalma gibi durumları da ortadan kaldırıyor. ÖZELLİKLE ameliyat stresi yaşamak istemeyen hastalara büyük avantaj sağlayan yöntem, bugüne kadar 20 binden fazla hastada başarıyla uygulandı. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı CoreTherm, riskin minimuma indiği bir yöntem olarak gösteriliyor. Tedaviden hemen sonra hastanın işine veya günlük yaşamına devam edebildiği yöntemin en büyük özelliklerinden biri de tedaviye bağlı seksüel problemleri yarı yarıya indirmesi. 


    Cum

    3

    Zeytinyağı göğüs kanserini önlüyor

    03 Eki 2008, 22:58 | m-colak | henüz yorum yok

    Zeytinyağındaki oleik asit, göğüs kanserinin tetikleyicilerinden olan bir genin seviyesini azaltıyor. Ayrıca tedavi sürecinde kullanılan ilacın etkisini de artırıyorABD’Lİ bilim adamları, zeytinyağında bulunan oleik asidin göğüs kanserine karşı koruyucu özellikler taşıdığını tespit etti. Northwestern Üniversitesi’nin laboratuvar ortamında göğüs kanseri hücreleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre oleik asit, göğüs kanserinin tetikleyicilerinden olan “Her - 2/neu” isimli genin seviyesini azaltıyor. Araştırmacılar, göğüs kanseri hastalarının yüzde 30′unda, bu genin aktif olarak rol oynadığını belirtiyor.Yaşlanmaya karşı da kalkanSonuçları Annuals of Oncology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, oleik asit ayrıca, göğüs kanseri hastalarının tedavisinde kullanılan “herceptin” adlı ilacın da etkisini artırıyor. Ekipten Dr. Javier Menendez, zeytinyağı açısından zengin Akdeniz tipi diyetlerin kalp hastalığı ve yaşlanmaya karşı da koruyucu etkisinin olduğunu söyledi. 


    Cum

    3

    Yoğurt yağ yakıyor

    03 Eki 2008, 16:58 | m-colak | henüz yorum yok

     

    Göbeğini hızla eritmek isteyenler, bol bol yağsız yoğurt yesin! ABD’de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı. Tennessee Üniversitesi’ndeki araştırmaya katılanlardan Dr. Michael Zemel, yoğurt yiyenlerin hem ortalama yedi kilo olan zayıflama seviyesinden daha fazla inceldiklerini hem de kaslarını diğerlerinden iki kat fazla koruduklarını belirtti. Dr. Zemel, kas kütlesini korumanın diyet yapanlarda önemli bir konu olduğunu belirterek, “Önemli olan yağ yakmak, kas değil. Kaslar kalori yakmaya yardımcı oluyor, ancak kilo verirken kas kütlesi de kaybediliyor. Buna en iyi çözüm, kalsiyum ve protein ağırlıklı bir diyet, yani yoğurt” diye konuştu. Araştırma Uluslararası Obezite Dergisi’nin nisan sayısında yayımlanacak. Bu arada Japonya’da yapılan araştırmalar da, yoğurdun nefes kokusunu giderdiğini, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koydu. Altı hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80′inde, nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyi azaldı.



     

     

    Zayıflama programlarında temel iki yaklaşım kalori kısıtlanması ve fiziksel aktivitedir. Çalışmalara göre diyet ve egzersiz birlikte uygulandığında daha fazla kilo kaybı olmaktadır. Egzersiz haftada en az 3 kez, en az 30 dakika yapılmalıdır. Egzersiz yoğunluğu ve süresi yavaş yavaş artırılmalıdır. Egzersizin yararları şöyle özetlenebilir:Damar tıkanıklığı, felç, şeker hastalığı, kanser, kemik erimesi, hipertansiyon, depresyon ve kalp krizi gibi birçok hastalığı önleyici etkisi bulunmaktadır.Psikolojik olarak kişinin iş ve özel hayatındaki durumunu iyileştirir.Yağsız vücut kitlesini korur, yağ kitlesini azaltır.Karbonhidrat oranı yüksek olan tatlı, çikolata, hamur işlerine karşı isteği azaltır.İnsanı daha enerjik ve sağlıklı yapar, vücudun denge koordinasyonunu sağlar.Hücreleri hormonlara karşı duyarlı yapar.Uyku düzenini olumlu yönde etkiler.Yaşlanmayı geciktirir, bağışıklık sistemini güçlendirir.Spor yapan erkeklerde prostat kanseri nadir görülür.Osteoporozu durdurur.Düzenli fiziksel aktiviteye genç yaşta başlamak, kilo kontrolünün yanı sıra kronik hastalıklara yakalanma riskini de azaltır.Nasıl 100 kalori harcarsınız?Yürüme (saatte 3,5 km) 40 dakikaTenis 15 dakikaYüzme (saatte 2 km) 20 dakikaBisiklet (saatte 15 km) 20 dakikaBahçe işi 20 dakikaKepekli ekmekYüksek posa içerdiğinden tok tutar ve tükürük salgısını artırdığı için fazla yeme isteğini önler. Bağırsaklardaki hareketi artırır. Kabızlığı engeller, kan yağlarını dengeler. Mide ve bağırsak kanserini önlemeye yardım eder. Vitamin ve mineral bakımından çok zengindir fakat sürekli kepekli ekmeği yemek, besinlerden demir emilimine engel olarak kansızlık sorunu yaratabilir. Ürik asidi yüksek olanlar da kepekli ürünler tüketmemelidir. Kepekli gıdaları yedikten sonra üstüne su içmek tokluk hissini artırır


    Cum

    3

    Suyu yemekten önce için

    03 Eki 2008, 16:54 | m-colak | henüz yorum yok

    BİYOENERJİ uzmanı Dr. Emine Dragan, yemek arasında ve yemekten sonra içilen suyun kilo aldırdığını belirterek, “Vücut günde ortalama, iki litre suya ihtiyaç duyar, ancak yanlış zamanda içilen su zarar verir. Sağlıklı bir yaşam için, yemekten önce bir bardak su içilmeli” dedi.DOKTOR Dragan, “Yemekten önce içilen su, hazım için gerekli hazırlığı yapması konusunda mideyi uyarır. Bu şekilde yenilen yemek, kolay sindirilir, besin ve vitamin değerini kaybetmez. Su, meyve suyu, çay ya da kahve, yemekten iki saat sonra içilmelidir” diye konuştu. 



    « Önceki Yazılar   |   Sonraki Yazılar »

    Eklenen Son Yazılar
    Arşiv
    Takip
    2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40