Hafif ishal olgularında günde 3-4 kez sulu dışkılama vardır. Kusma olabilir ya da olmayabilir. Ateş normal veya yüksektir. Vücudun aşırı susuzluk durumu demek olan “dehidratasyon” kendisini göz kürelerinin ve bıngıldağın çökmesi, ağız içinin kuruluğu gibi belirtilerle gösterir. Hafif vakalarda bu bulgular yoktur. Orta derecedeki sıvı kayıplarında bu belirtiler farkedilir. Dışkı sayısı genellikle 4-10 arasındadır. Ağır ishal ve dehidratasyonda günde 10 kereden fazla dışkılama, çok sayıda kusma, ateş gibi belirtiler yanısıra “susuzluk” belirtileri çok daha şiddetli olarak gözlemlenir. Nabız atışları zayıflamıştır, idrar miktarı azalmış durumdadır ve şuur bulanıktır.Ani başlayan “akut ishaller” 2-7 gün kadar devam eder. Yedi günden uzun sürerse “uzayan ishal”, 14 günü geçen vakalarda “persitan ishal” (ısrar eden), 21 günden uzun sürenlerde “kronik ishal” (müzmin) tabirleri kullanılır.Akut ishalde vücudun kaybettiği su ve tuzun yerine konması tedavinin esasını oluşturur. Hafif vakaların tedavisi evde aile tarafından, orta ve ağır olguların tedavisi ise doktor kontrolünde sağlık kuruluşlarında yapılmalıdır. Evde ORS (Ağızdan sıvı tedavisi) GEORAL adlı tuz-şeker paketlerinin suda eritilmesi ile elde edilen sıvılarla yapılabilir. Bu karışım eczanelerden veya sağlık ocaklarından kolaylıkla temin edilebilir. İshalin erken döneminde çocuk aç ve susuz bırakılmamalı, alışık olduğu sıvı besinlerden alabildiği oranda verilmelidir. Anne sütü alan bebklerde emzirme sürdürülmelidir. Elma suyu, havuç suyu, muz verilebilir. Süt formülleri veya ayran 4-6 aydan küçük bebeklerde yarı yarıya sulandırılarak tüketilmelidir. Tuz şeker paketleriyle (GEORAL) hazırlanan karışımdan 2 yaşından küçük çocuklara her dışkılama sonrası bir çay bardağı, daha büyük çocuklara bir su bardağı içirilmelidir. Çocuk kusarsa daha yavaş (2-3 dakikada bir kaşık) verilmelidir.Ağızdan su-tuz karışımı tedavisi verilmesine rağmen devam eden aşırı kusmalar oluyorsa, su kaybı bulguları belirginse, tedaviyle ishal daha da artıyorsa hastanede damardan serum tedavisi gerekli olur.



 

Ani başlayan ishal ( akut gastroenterit ) 0-5 yaş grubu çocuklarda hayatı tehdit eden en önemli hastalıktır. Günde 3 kereden fazla sayıda sulu dışkılama ishal olarak kabul edilir. Yalnızca sık dışkılama, kıvam bozuk değilse ishal sayılmaz.Yenidoğan ve süt çocuklarında ileri yaşlara kıyasla ishal daha kolay oluşur ve daha ağır bir gidiş gösterir. Küçük bebeklerde vücuttan önemli ölçüde su ve tuz kaybı sonucu “dehidratasyon” adı verilen “vücudun ciddi miktarda susuz kalması” tablosu meydana gelir.Akut gastroenterit nedenleri arasında en sık infeksiyonlar görülmektedir. Bu infeksiyonlar bakteri, virus ve parazitler tarafından oluşturulmaktadır. Bakteriyel nedenler E coli, Salmonella, Shigella; viral etkenler Rotavirus, Adenovirus; paraziter etkenler G lamblia, E histololitica, askaris, enterobius olabilir. İnfeksiyon etkenlerinin yanısıra besleme hataları, doğuştan metabolizma hastalıkları, antibiyotik kullanımı gibi sebepler de ishale ndene olabilmektedir.


Per

25

Kopmuş Uzvun Yerine Dikilmesi

25 Eyl 2008, 20:14 | m-colak | henüz yorum yok

 

Kopan bir uzvun en kısa sürede ve kurallara uygun olarak bir replantasyon merkezine taşınması yerine adapte edilen organın yaşama şansını arttırmaktadır:1.Kopan parçanın tamamı olanaklar elverdiğince korunmalıdır.2.Kopan parça ve kopan yer sadece serum fizyolojik veya ringer laktatla yıkanmalıdır.3.Kopan yerden kanama varsa sadece baskı yapılmalı,daha büyük bir kanama ise kesi yerinin üst kısımlarından tansiyon aleti manşeti,veya bir kravat vs. yardımıyla belli aralıklarla gevşetilmek üzere bağlanıp dolaşım kesilmelidir.4.Kopan parça kurulandıktan sonra mümkün olduğu kadar temiz plastik torba içine konulmalı ve ağzı sıkıca bağlandıktan sonra bu da içi buz ve su dolu bir başka torba içine konulmalıdır.(+4 derece)Böyle bir uzvun metabolik ihtiyaçları azalacağından yaşam süresi artacaktır. Bu süre de 12 saatin üzerine çıkabilir. Ancak bu, adale içermeyen uç seviyeye yakın seviyelerden kopan uzuvlar için geçerlidir.5.Kopan parça ve yaralı en seri bir şekilde en yakın replantasyon merkezine yollanmalıdır.Bu şartlara uyulduğu taktirde dahi kopan uzvun uç kısımlarındaki damar ve sinirlerin yaralanma şekline göre ameliyatın başarı şansı değişebilmektedir. Ezilme, kopma, parçalanma tarzındaki yaralanmalarda cerrahi başarı şansı keskin bir aletle düz bir şekilde meydana gelen kesiden daha düşük olmaktadır.


Per

25

Taş Kanseri

25 Eyl 2008, 20:12 | m-colak | henüz yorum yok

 

İdrar yollarının sık görülen hastalıklarından birisidir.Sebebi tam olarak bilinmemekle beraber ailesinde taş olanlarda daha sık görülür.Taşın belirtileri şiddetli ağrı,idrarda kanama, idrar yolu enfeksiyonları,ateş , bulantı,kusma olabildiği gibi bazen hiçbir belirti vermeyebilir.Radyolojik tetkikler ile tanı konulur.Tedavide taşın yer,büyüklüğü ve böbreğe etkisi önemlidir. ESWL (Taş kırma),endoskopik (kapalı) ve açık cerrahi ile taş tedavi edilebilir..Koruyucu olarak günde enaz 2 lt.su içilmelidir.


Per

25

Ereksiyon Bozukluğu

25 Eyl 2008, 20:10 | m-colak | henüz yorum yok

 

Ereksiyon erkeğin cinsel fonksiyonunu yerine getirebilmesi için gerekli olan penisin sertleşmesi halidir. Bu işlevin bozulmasına halk arasında iktidarsızlık da denir..Bu rahatsızlığın birçok sebebi vardır. En sık görüleni psikolojik ve damarsal yapının bozukluğuna bağlı ereksiyon bozukluğudur. Toplumda yaygın olan hastalıklar arasında bulunan hipertansiyon ve diabet de sertleşme problemlerine sebep olabilir.Günümüzde ereksiyon bozukluğu tedavisinde birçok yöntem kulanılmaktadır. Bu şikayeti olan hastalara genel olarak ilk önce ilaç tedavisi uygulanır.Bu ilaçlardan fayda görmeyenlerde penis içine enjeksiyon tedavisi denenir. Bu tedavilere yanıt vermeyen hastalara ameliyatla penil protez (mutluluk çubuğu) yerleştirilir..


Per

25

Yanıkta İlk Müdahele

25 Eyl 2008, 20:08 | m-colak | henüz yorum yok

 

1. Yanığın artması önlenir:Yanan elbiseler söndürülür ve çıkartılır.Yanmış dokuların ısısı ,10-20 dk.soğuk su yıkamaları veya soğuk havlu uygulamaları ile azaltılır ve vücut ısısının düşmemesine gayret edilir.Fakat bu işlem yandıktan sonra 30 sn. Sonra başlanırsa etkilidir.Solunum yolu ile de ciddi inhalasyon yanıklarının olabileceği düşünülmeli hasta bol oksijen alabileceği, olay yerinin dışında bir yere taşınmalıdır.2. Solunum, kalp atışları ve nabızlar kontrol edilir.Kan basıncı ölçülür.3. Hastanın nefes alıp verdiği konrol edilir .Hafifçe baş geriye bükülerek yeterli hava yolu sağlanır.4. Hasta en kısa zamanda bir yanık merkezine götürülür.Kimyasal yanıklardan sonra yanığa maruz kalan alan bol su ile yıkanmalı, bir an önce bir sağlık merkezine ulaşılmalıdır.Elektrik yanıklarında, geçen elektrik akımı toprakla da birleşerek bir yay düzeneği oluşturur. Bu yay boyunca başta kalp olmak üzere sinir sistemi de bu olaydan etkilenebilmektedir. Bu sebeple hastanın en kısa sürede bir sağlık merkezine başvurması hayati önem taşır.El yanıklarında yanık sonrası dokular arası sıvının serbestleşmesi sebebiyle zamanla gittikçe artan ödem meydana gelir. Bu da o uzvun yaşamını tehlikeye sokar. Eldeki yanıklarda elin uygun olmayan pozisyonda atele alınmaması elde gerilmeler ve şekil bozukluklarına sebep olabilir. 


Per

25

Yanık çeşitleri nelerdir

25 Eyl 2008, 20:06 | m-colak | henüz yorum yok

 Termal Yanıklar1. Ateş, alev 2. Akkor haline gelmiş metaller3. Kaynama noktasına gelmiş sıvılar ve bunların buharları Elektrikli Yanıklar1. Yüksek voltajlı elektrik akımı 2. X ışınları 3.RadyasyonKimyasal Yanıklar1. Asitler2.Kaleviler3. Harb gazları(fosgen, nitrojen mustard)4. Fosfor Termal yanıktan hemen sonra hastaya şu uygulamalar yapılır:


Per

25

Estetik Dikiş ve İz

25 Eyl 2008, 19:56 | m-colak | henüz yorum yok

 

Deri iki ana tabakadan oluşur ve altta dermis adı verilen tabakanın kesilmesi sonrası mutlaka iz kalır.Plastik Cerrahi ameliyatlarından sonra da iz kalır ancak bu iz ya vücudun görünmeyen bir bölgesine gizlenir,ya da gizlenemeyecekse bazı plastik cerrahi dikiş prepsipleri kullanılarak en az miktarda iz kalması amaçlanır.Yara iyileşmesini etkileyen faktörler:

Ayrıca açık tenli,ince ciltli kişilerde, daha az iz kalır.Çocuklarda erişkinlere göre daha fazla iz kalır.Vücutta kulak memesi, göğüs ön duvarı orta hattı, omuz bölgesinde yaralar oldukça kabarık iyileşebilmektedir.Ayak tabanı,el ayası, göz kapakları ve genital bölgede iz neredeyse hiç kalmaz.Çok dikkatli bakılmadıkça farkedilmez.


Per

25

Depresyon; çağın hastalığı

25 Eyl 2008, 19:54 | m-colak | henüz yorum yok

 

Affektif bozukluklar ve bu grubun depresif tipte olanları toplum için sık ve yaygın olarak görülen ruhsal bozuklukları oluştururlar. Yaklaşık toplumun %20 sini etkileyen depresyon tüm toplumlar için ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Hayat boyu risk erkekler için %3-12, kadınlar için %20-26 ‘dır. Ortalama başlangıç yaşı 20-30 yaşlar arasındadır. Ancak çocuk ve ergenlerde artıyor gibi görünmektedir. Akut atak geçirenlerin yaklaşık %12-20 kadarında depresyon süregenleşme eğilimindedir. Tekrarlayan depresyonlar kadınlarda daha sıktır.Depresif belirtiler üzüntü, mutsuzluk, isteksizlik gibi gündelik mizaç ve duygulanım dalgalanmalarından, gerçeği değerlendirme yeteneğinin bozulduğu psikotik tablolara kadar geniş bir yelpaze içinde yer alırlar. Klinik depresyon ise, tedaviyi gerektirecek düzeyde şiddetli, kişinin günlük uyumunu ve ilişkilerini bozacak yoğunlukta depresyon belirtileri ile karakterize bir ruhsal hastalıktır.Depresyon için karakteristik belirtileri yaşamış üç temel alanında görmek mümkündür.1) Ruhsal-davranışsal belirtiler: Keder, çaresizlik, ümitsizlik, cesaretsizlik, değersizlik gibi duygular ile belirli çökkün mizaç (disforik mood) temel belirtidir. İlgi ve zevklerde azalma oldukça tipik bir yakınmadır. Davranış alanında ajitasyon, kendine yönelik yıkıcı eylemler, intihar girişimleri ve intihar en sık görülen davranış değişmeleridir.2) Bilişsel alanda dikkati yoğunlaştırmada güçlük, entelektüel işlevlerde yetersizlik, geçmişte yaptıklarını değersiz ve anlamsız görme, kendini suçlama ve gelecek için karamsarlık ortaya çıkabilir. Giderek kendini günahkar görme, ‘komada’ hatta ‘ölü’ olduğu biçiminde hezeyanlar gelişebilir. Depresyonda görülen psikotik düşünce bozuklukları çökkün mizaçla uyumludur.3) Fiziksel (somatik) düzeydeki belirtiler ise uyku ve iştah değişimleri, cinsel istek ve güçte azalma, genel enerji azlığı, halsizlik, yorgunluk biçiminde düşkünlük gibi belirtilerdir. Anksiyete ve tedirginliğe bağlı baş ve sırt ağrıları, kabızlık, kan basıncında ve nabızda değişiklikler sık görülen somatik bulgulardır. Depresyonların büyük bir bölümü uygun farmakoterapi ve psikoterapi ile ayaktan tedavi edilebilirler. Ancak küçük bir grup hastanın yatılarak tedavisi gerekir. Hastaya yatışı gerektiren durumlar şunlardır.1) Mizaçtaki çökkünlüğün çok şiddetli olduğu ağır depresyonlar2) İleri inceleme veya tedavi gerektiren başka bir tıbbi hastalığa ikincil olarak gelişmiş depresyonlar 3) Israrlı, inatçı, intihar eğilimi, düşünceleri yada tasarıları ve riski 4) Uzun süreli kendini ihmal, temel ihtiyaçlarına ve sağlığına kayıtsızlık5) Yoğun ızdırap duygularının hasta ve yakınları için çok rahatsız edici olması6) Depresif duygulanımı kalkındırmak amacıyla alkol yada ilaç suiistimali gibi durumların depresif tabloya eklenmesi


Per

25

Sedef hastalığının sebebi nedir?

25 Eyl 2008, 19:52 | m-colak | henüz yorum yok

Sebep bilinmemektedir. Bununla birlikte güncel araştırmalar kanda bulunan akyuvarlardaki bir anormalliğin iltihabi olayı tetiklediğine ve hastalığın gelişime yol açtığına işaret etmektedir. İltihaptan dolayı deri üç dört günde bir dökülür. Bu normalden yedi sekiz kat daha hızlıdır. Hastalar deride kaşıma, yolma, yaralanma veya aşırı güneş yanığından 10-14 gün sonra beneklenme tarzında yeni plakların ortaya çıktığını farkeder. Sedef hastalığı aynı zamanda, streptokoksik boğaz iltihabı gibi bazı infeksiyonlardan sonra, bazı ilaçların alımıyla birlikte aktivite kazanabilir. Alevlenmeler kış aylarındadır çünkü deri kurur ve güneş ışığı azalmıştır.



« Önceki Yazılar   |   Sonraki Yazılar »

Eklenen Son Yazılar
Arşiv
Takip
2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40