Paz
12
İstenmeyen davranışları nasıl azaltırsınız?
12 Eki 2008, 12:22 | comedy shop | henüz yorum yok
Sonunda pes edip ödüllendirdiğinizde çocuğun istemediğiniz davranışınısürdürmesini sağlamış olursunuz. Eğer her seferinde şeker almak için çığlıkatmasını istemiyorsanız çığlıklarını duymazlıktan gelin ve böylece sizinsöylediğinizi yapan biri olduğunuzu öğrensin. Eğer beş on dakika sonra pes ederseniz eğer o süre boyunca bağırırsa sizinsonunda boyun eğeceğinizi öğrenecektir. Bu nedenle pes etmeden sonuna kadargidebilmelisiniz. Genellikle anababalar yalnızca çocukların olumsuz davranışlarını onlarıntutturucu hallerini görürler, sorun çıkarmadığı iyi davrandığı zamanları farketmezler. Halbuki istediğiniz davranışı övmeniz ve istemediğiniz davranışıgörmezden gelmeniz gerekir.
1. O andaki duygunuzu çocuğun kişiliğine saldırmadan net şekilde anlatın: ” Notlarının düşük olmasına çok üzüldüm.” 2. Kendi beklentinizi ifade edin: ” İkinci dönem notlarının daha yükseleceğini umarım” 3. Çocuğa kendini affettirme yolu gösterin: ” Derslerine daha fazla zaman ayırarak bunu halledebilirsin” 4. Çocuğunuza seçme şansı verin: ” Kendin çalışabilirsin ya da sana derslerinde yardımcı olacak birisiolabilir, nasıl istersin?” 5. Problemi çözmek için birlikte çalışın: a) Çocuğunuzun duygularını konuşun ” Bu karne senin için de çok üzücü olmalı” b) Çocuğunuzu bu konuda birlikte bir çözüm üretmeye teşvik edin ” Bu sorunu çözmek için sen neler düşünüyorsun?” c) Ortaya çıkan fikirlerin listesini yapın ve bu fikirler içindenhangilerini uygulamaya koyacağınıza birlikte karar verin. ” Evet , bu söylediğini yapabiliriz.” d) İzleyin ve eyleme geçin: ” Bu söylediğini gerçekleştirmek için bir plan yapalım. “ e) Hiçbir zaman çocuğun sizi suçlamasına izin vermeyin: ” Sen hiç beni çalıştırmadın.” ” Suçlama yok. Burada nasıl bir çözüm üretebileceğimizi düşünmeyeçalışıyoruz.” ÖVGÜ Övgüler çocuğun kendine güvenini arttırır ve yaptığı işe daha da heveslesarılmasını sağlar. Överken şunlara dikkat edin: 1. Genel şeylerden kaçının. Onun yerine gördüğünüz şeyi tanımlayın. ” Çok güzel bir resim yapmışsın ” yerine ” Bu resimde canlı renkler birarada kullanılmış” 2. Geleceğe yönelik yansıtmalar yapmayın, şimdiye yönelin: ” Sen büyük bir ressam olacaksın” yerine” Bu resim üzerinde gerçektensabırla uğraştın.” 3. Kendi duygularınızı anlatın: ” Bu resme bakmak içimi sevinçle dolduruyor.” 4. Çocuğun övülmeye değer davranışını kısaca tanımlayın: ” Bu resim çok özenli bir çalışmanın ürünü.”
Paz
12
Sorunlarla başetmek için ne yapabilirsiniz?
12 Eki 2008, 12:19 | comedy shop | henüz yorum yok
1. Problemi tanımlayın ” Koridor çamur içinde kalmış” 2. Bilgi verin: ” Çamurlu ayakkabıların eve girmeden önce çıkması iyi olur.” 3. İsteğinizi kısaca tek kelimeyle belirtin: ” Ayakkabılar” 4. Kendi duygularınızı anlatın: ” Silip temizlediğim yerleri çamur içinde görünce çok kızıyorum” 5 . Hatırlatıcı notlar yazın: ” Lütfen eve girer girmez ayakkabılarınızı çıkarın”
Çocuğunuza olumlu tutumları öğretirken eleştiri yerine işbirliği yaparakbirlikte çalışın. Şunları yapmaktan kaçının: 1. Suçlamak ” Yine kardeşini ağlattın. “ 2. İsim takmak ” Kıskanç bir çocuksun” 3. Tehdit etmek: ” Bunu bir daha yaparsan seni evden atarım” 4. Emir vermek: ” Hemen derslerini bitirmeni istiyorum” 5. Konferans çekmek: ” Kardeşini üzmenin ne kadar kötü bir davranış olduğunu bilmiyor musun,böyle yaparsan ilerde de kimseyle geçinemezsin. “ 6. Uyarılar: ” O duvara çıkma, düşersin” 7. Acındırma cümleleri: ” Böyle davranman yüzünden hastalanıyorum, görmüyor musun? Seninyüzünden ölüp gideceğim.” 8. Kıyaslamalar: ” Komşunun kızları ne kadar iyi notlar alıyor, sen neden onlar gibideğilsin?” 9. Alay etme: ” Dersini ne kadar da çabuk bitiriverdin, sen bir dahi olmalısın. “ 10. Geleceğe yönelik tahminler: ” Böyle gidersen sen adam olamazsın.”
Paz
12
İstediğiniz davranışları nasıl arttırabilirsiniz?
12 Eki 2008, 12:17 | comedy shop | henüz yorum yok
a) Överek b) Gülümseyerek, sarılarak, öperek c) Sevdiği bir işi yaparak ( Örneğin bir öyküokuyarak, TV de sevdiği bir programı izlemesine izin vererek, parka götürerekgibi.) d) Küçük bir hediye vererek ( Örneğin bir paketşekerleme gibi) Unutmayın ki çocuk ödüllendirildiğinde başardığını anlayacaktır, ve bu onun bu davranışısürdürmesini güçlendirecektir. Unutmayın ki, övgü anababalarında kendilerini iyi hissetmelerini sağlar, devamlı eleştirmek ve tehdit etmekanababaların da kendilerini kötü hissetmelerini sağlar. Unutmayın istediğiniz davranışıövün ve istemediğiniz davranışı görmezden gelin. Olumlu davranışları hemen, açıkbir biçimde ve her seferinde ödüllendirin. Çocuğunuza sizin hoşunuza giden şeyin ne olduğunusöyleyin. Olumsuz davranışları her seferinde tutarlı biçimde görmezden gelin.Bu davranışı başkasının ödüllendirmesine izin vermeyin. Olumsuz davranışlarıyla ilgi çektiklerinde çocuklar sıklıkla bu durumdan hoşnut olurlar. Onlara dargın olduğunuz zaman bile aslında onlara ilgi göstermiş olursunuzbu nedenle yalnızca görmezden gelmeye çalışın. Bağırarak, vurarak, küserek de olsa ilgilenmek istenmeyen davranışlarıarttırır. Eğer onun şeker yemesini istemiyorsanız bu isteği duymazdan gelin, hiç pesetmeyin. Bunu her şeker isteyerek ağladığında yapmalısınız.
Okul fobisi, çocukların okuldan korktuğu bir tür ayrılma anksiyetesidir. Okula gitmeyi reddedebilir ya da ana-baba figürlerinden ayrılınca ortaya çıkan boğucu anksiyete nedeniyle büyük güçlükler çekerek okula katlanabilirler. Çocuk birdenbire, birgün okula gitmek istemez; zorlamalar karşısında anksiyete duyar; panik içine girer, midesi bulanır, kusar, ağlar, gitmemekte direnir. Bazıları zorlamalara dayanamayıp yola çıkar, yarı yoldan döner, ya sınıftan çıkar eve gelir. Başlangıç bazen sinsidir. Ön belirtiler günlerce sürebilir. Çocuk neşesizdir, uykuya dalmakta güçlük çeker. İştahı kesilir, ödevlere karşı ilgisi azalır. Her sabah somatik bir belirti ile uyanır. Başı, karnı ağrır, midesi bulanır. Bir gün okula gitmeyeceğini bildirir. Neden olarak, öğretmenden korktuğunu ya da arkadaşının kendisini rahatsız ettiğini söyleyebilir. Bazıları da tanımlayamadıkları bir korkudan söz ederler. Çoğu zaman evde rahattırlar. Şiddetli vakalarda evde de huzursuz olabilirler. Aile bireyini (genellikle anne) bir yere bırakmaz, peşinden dolaşırlar. Her yeni durumun uyum sorunu yaşatıyor olması normaldir. Anneden ayrılık deneyimini ilk defa anaokulu döneminde yaşayan çocuklar, bu dönemde okulun içine girmeye ikna olmakta zorlanırlar ve tedirgin olurlar. Normal gelişim gösteren bir çocukta bu durum kabul edilebilir ancak sorun okula başlamakla ilgili değildir. Anne ve çocuk arasındaki bağımlı ilişkide; annenin çocuğun bireyselleşmesine izin vermemesi, bir bakıma annenin de çocuğa bağımlı olması, ev içinde baskılı-kaygılı ortamların olması, yeni bir kardeşin gelmesi, çocuğun bu süreci henüz anlayamamış olması, anne ve babanın çok kaygılı kişiler olmaları, aile içinde bir yakının kaybı ve hastalıklar gibi birçok faktör de etkili olabilmektedir. Çocuğun okula başlamadan önceki dönemde arkadaş deneyimlerinin niteliği, duygularını ve düşüncelerini anlatmada desteklenmiş olması bu dönemdeki zorlukları atlatmada önemli deneyimler oluşturmaktadır. Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşları ile oyunu reddeden, anne ile ilişkisi sağlıklı organize edilememiş bir çocuğun okula başlarken sorun yaşaması beklenilebilmektedir. Bu çocuklarda ilgi ve enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir. Okula karşı negatif duygular beslememeleri için çocuklara, okul ile ilgili gerçekçi bilgiler verilmelidir. Okula başlama dönemi öncesinde anne çocuğu farklı arkadaşlıklar kurması için cesaretlendirebilir ayrıca çocuğun güven duyabileceği başka aile bireyleri kendi okul deneyimlerini çocuğa aktarabilirler. Okulun öğrenme eyleminin dışında çocuğa keyifli gelebilecek yönlerinin de anlatılması faydalı olabilir. Çocuk psikolojisiyle ilgilenen uzmanlar olarak, anne-babalara genel olarak, çocuğun bireysel becerilerini geliştirmesini, kendi başına giyinip soyunabilmesini, yardımsız yemek yeme gibi becerileri kazanmış olmasını öneriyoruz. Ayrıca her anne baba, çocuğunu her dönemde etkin bir şekilde dinlemeli ve kaygılarının olabileceğini kabul etmelidir. Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamaktan kaçınılmalıdır. Ona bu durumun bir çok çocukta görüldüğü, tedavi edilebileceği anlatılır. Onun güvenini kazandıktan sonra her ne şekilde olursa olsun okula gitmesi gerektiği, zaman geçerse bu korkuya, derslerden geri kalma korkusunun ekleneceği söylenir. Okula ailesinden birisi ile gitmesi, çıkışa kadar onunla beraber okulda kalması istenir (Bu kişi daha az bağımlı olduğu bir aile bireyi olabilir). Bunun için okulda işbirliği sağlanmalıdır. Bir yandan da çocuğun bireysel tedavisi, davranış ve oyun tedavisi ile sürdürülür. Aile tedavisi ailede kronik anksiyete, bağlılık, bağımlılık konuları ele alınır. Yaş ne kadar küçükse tedaviye yanıt o kadar iyidir ve kısa sürede çocuk okula döner. Stresle ilgili yinelemeler olabilir.
Ceanın çocuk psikolojisindeki yeri ve olması gereken biçimi, ebeveynlerce en doğru şekilde anlaşılmalıdır. Çünkü, çocuklarına güzel bir şekilde eğitim vermek, onları hayata iyi bir şekilde hazırlamak bütün anne babaların temel hedeflerindedir. Ceza terimi, olumsuz bir itici uyaricinin, bir davranimin yapilmasindan sonra ona bagli olarak uygulanmasi olayina verilen teknik bir isimdir. Ceza, istenmedik davranimlari bastirma tekniklerinden biridir.Davranis dagarcigina bir sey katmaz, fakat davranis dagarcigindaki bir davranisin bastirilmasini saglayabilir.
Bu anlamiyla ceza, yeni bir davranis ogrenmeyi degil, ,istenmedik bir davranisi yapmamayi ögretir.
Ceza iki sekilde uygulanir..• Davranis itici bir uyarici ile sonuclandirilir..(.mesela bir tokat gibi)
Bu ceza, diğer yöntemler işe yaramadığında en son çare olarak kullanılabilir. Bu yöntem, çocuk diğer çocukları ısırdığında, vurduğunda ya da buna benzer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir kez ikaz edilir, eğer aynı davranışı sürdürürse, ona önceden belirlenmiş bir odaya ya da odanın bir köşesine gitmesi, orada bir süre, genellikle de bir sandalyede sessiz bir biçimde beklemesi söylenir. Eğer oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın neden verildiği birkaç cümle ile ona anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda ya da yer çocuk açısından herhangi bir tehlike içermemelidir. Çocuğun orada bekleme süresi kabaca her yaş için 1 dakika olarak belirlenir (Örneğin, 4 yaşında bir çocuk için 4 dakika gibi). Eğer ceza süresi çok uzun tutulursa, çocuk neden oraya konulduğunu bir süre sonra unutacaktır.
Ceza süresi için saat kurulur, saat çaldığında çocuğa cezasının bittiği söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir biçimde tamamlarsa, sevecen bir biçimde kucaklanır ve “Tatlım, cezalı olduğun için orada kalmak zorundaydın” gibi sözler söylenir ve olay orada kapanır. Bu durumu çocuk ile tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi beklenmelidir. Eğer ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve olayı protesto ederse, saat yeniden kurulur ve süre baştan başlatılır. Bu yöntemle, genellikle 2 hafta içinde çocuk uyum sağlamayı öğrenecektir. • Davranis ödülün ortamdan kaldirilmasi ile sonuclanir..(..sokaga cikma yasagi gibi..) Mantıklı bir sonuç çıkarmak her zaman mümkün olmayabilir. Çocuk ebeveyni dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa çok istediği başka bir şeyin kısıtlanacağı söylenebilir. Ancak bu yöntem uygulanırken bazı noktalara dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten gereksinimi olan şeyler ısıtlanmamalıdır. Bu yöntemin etkili olabilmesi için kısıtlanacak şey çocuğun gerçekten çok istediği bir şey olmalıdır. Ebeveyn söylediği şeyi gerçekten yapmalıdır. Örneğin, davranışını düzeltmediği sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği söylenmiş, fakat herhangi olumlu bir gelişme olmadığı halde, anne ya da baba onun gönlünü almak için biraz sonra dondurma almışsa, bu yöntem doğaldır ki işlemeyecektir.
Ancak ceza ile davranislari kontrol etmenin önemli sakincalari vardir..Söyle ki;• Ceza cogu kez itici uyaricinin (dayak, hakaret, yasaklama gibi) kullanlmasini gerekli kilabilir.?tici uyaricilarin kullanilmasi da birey de saldirganlik, korku, kin, nefret gibi duygularin olusumuna zemin hazirlar.Ayrica cezanin etkili olabilmesi icin itici uyaricinin siddeti gun gectikce artirilir.. Ornegin..sikca yapilan hatalardan biri sudur: cocugun belirli bir davranisini kontrol etmek isteyen anne veya baba, dövme , bagirma gibi siddet dolu itici uyaricilar kullanirsa,bunlar baslangicta etkili olmus olsa bile zamanla cocugun bu uyaricilara alistigi gorulur..Ve ebveynler dozu artirmak gibi kisir bir dongu icine girer..• Cezalandirilan davranislar, bireye belirli sonuclar saglayan ogrenilmis davranislardir. • Ceza ile bir davranis bastirilmaya calisilirken, bir baska istenmedik davranis ortaya cikabilir. Örnegin.. cok sevdigimiz vazoyu kiran cocugumuzu cezalandiriyorsak, bu davranisimizla cocugumuza yalan soyleme davranisi kazandirabiliriz.Cocuk cezadan kacmak icin yalan soyleyecektir.• Ceza etkili oldugunda, ceza veren kisinin davranislarini ödülleyici bir nitelik kazanabilir.Bunun dogal sonucunda, ceza veren kisi, dikkatini , istendik davranislarin kazandirilmasina yogunlastiracagi yerde, zamanla, yalnizca istenmedik davranislarin bastirilmasina yogunlastirabilir. Örnegin…bir ögretmen cazanin olumsuz yönüne yakalanabilir ve zamaninin büyük bir bölümünü ögrencilere istendik davranislari kazandirmak yerine ceza vermek ve uygulamakla gecirebilir..
BU NEDENLE CEZA, ELDEKI TÜM OLANAKLAR DENENDIKTEN SONRA ÖNCELIKLE ISTENMEDIK DAVRANISLARIN BASTIRILMASININ KACINILMAZ OLDUGU DURUMLARDA KULLANILABILECEK BIR SISTEM OLARAK DÜSÜNÜLMELIDIR.
Terbiye etmek denilince pek çok kişinin aklına hemen cezalandırma gelir. “Dayak cennetten çıkmadır” ya da ” Kızını dövmeyen dizini döver” gibi atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk eğitiminin bir parçası olarak asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak dilimizde yer etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden çok farklı kavramlardır. Terbiye, çocuğa olumlu davranışların, kendini nasıl kontrol etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de yer aldığı bir sistemdir. Cezalandırma ise daha negatif bir anlam taşır; çocuğun yaptığı ya da yapmadığı bir davranışın arkasından gelen bir sonuçtur. “Terbiye etmek” bizim geleneklerimizde genellikle cezayı çağrıştırdığından, “eğitmek” kavramının kullanılması daha yerinde olacaktır. Çocuk yalnızca yanlış yaptığı zamanlarda değil, diğer zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir. Hatalı davrandıkları zaman çocuklara kızma ve azarlama yerine, olumlu davrandıklarında yüreklendirme ve takdir etme, onların yanlış davranışlarını daha kolay değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar kendilerine değer verildiğini gördükçe kendilerini daha iyi hissedecek, çevredekileri daha fazla dinlemeye gayret edecektir
Paz
12
Fazla televizyon izleyen çocuklarda neler gözlenebilir?
12 Eki 2008, 12:12 | comedy shop | henüz yorum yok
Bu dönemde uzun süre çok aşırı miktarda TV karşısında kalan çocuklarda başka hazırlayıcı nedenler yok ise, başka nedenler de eklenerek bazı psikiyatrik tablolar gelişebilir. Bu tür çocuklarda etrafa karşı ilgisizlik, seslenince bakmama, göz kontağı kurmama, insanlara ve yaşıtlarına ilgisizlik, onlarla duygusal ve sosyal iletişime geçmeme, kendi halinde olmaya çalışma , kendi etrafında dönme, sallanma, aşırı derecede cansız nesneler ile ilgilenme , konuşmama , cümle kurmama , iletişim ve etkileşimde problemler , duygusal olarak karşılık verememe vb. bir çok belirti görülebilir. Bu nedenle ane babaların özellikle bu yaş için TV izleme konusunda sınırlamalar ile birlikte durumu yönlendirmeleri , normal psikomotor ve psikososyal gelişim için uygun olur.

Çocuğun sosyalleşmesi , yakınları ile diyalog kurması , sosyal adaptasyonu , dil gelişimi ve buna benzer konular TV izleme (aşırı miktarlarda) ile eksik kalabilir. Bu yaşlardaki çocukların eğitici programlar harici özellikle şiddet içeren ve çocuklar için travmatik olacak görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Bu hazırlıksız karşılaşılan görüntüler onlarda bilinçaltı kaygı , gerilim , korku , şiddete eğilim gibi sıkıntılara yol açabilir. Amerika ve Avrupada uzmanlar küçük yaşlarda gösterilen şiddet davranışlarının önüne geçmek için çok büyük gayretler sarfetmekte ,özellikle son zamanlarda okullarda gösterilen şiddet olaylarından sonra meselenin öneminin daha da arttığı anlaşılmaktadır . Mühim olan ve yapılması daha basit olan şey çocukların ruh sağlığı bozulmadan koruyucu önlemlerin alınması gerekliliğidir.
Paz
12
Televizyonun 7-12 yaş arası çocuklara etkileri:
12 Eki 2008, 12:10 | comedy shop | henüz yorum yok
Bu dönemdeki çocuklar genelde ağır eğitim şartları içinde olan grubu oluşturmaktadır. Aynı zamanda TV nin eğitim amaçlı kullanımından daha fazla yararlanacak bir yaş grubunu oluşturmaktadır. Yukarıda saydıklarımıza ek olarak bu yaş grubunda soyut düşünce yerleşmeye başlamış olmasının etkileri görülür. Çocuklar TV deki görüntülerden etrişkin düzeyinde etkilenmeye başlarlar. Yukarıda değindiğimiz gibi bu yaş grubunda da şiddet içeren , korku ve gerilime neden olan sahnelerin çocuğun gelişiminde problem oluşturacağını söylemek gerekir. Yukarıda bahsettiğimiz iletişim ve sosyal adaptasyon üzerine etkileri 0-3 yaş ve 4-7 yaş grubundaki kadar negatif şekilde olmaz . Çocukların bu yaşlardan itibaren TV üzerinden kazanımları eğer iyi yönlendirilir ve seçici davranılırsa devam eder. Bu yaştaki çocukların ders ve okul saatleri de göz önüne alınarak TV izleme saatleri uygun bir şekilde sağlanmalıdır. TV izlemenin aşırılığı durumunda çocuğun sosyal aktivitelerinde , arkadaş ilişkilerinde , ders başarısında , sportif faaliyetlerinde , yaşa uygun becerilerin geliştirilmesinde sorunlar yaşanabilir.
- Ağız kokusu:
- Çapraşık dişler:
- Estetik dolgu:
- Diş röntgeni:
- Çürük önleyiciler:
- Hamilelik ve dişler:
- Ağız kanserleri:
- Dişeti hastalıkları:
- Gömülü diş:
- Protez:
- Çocuk diş çürükleri:
- Diş ipi kullanımı:
- Diş fırçalama tekniği:
- Ağız ve diş sağlığı nasıl korunur?
- Dişlerin gelişim bozuklukları:
- Diş eti hastalıkları:
- Diş çürümesi:
- Alkolün bitmeyen zararları:
- Sigaranın bitmeyen zararları:
- Alkolün zararları:
- Sigaranın zararları:
- Alkol ve gençler:
- Alkol nedir?
- Alkol kasları tahrip ediyor:
- Alkol kadınlarda meme kanserine neden oluyor:
- Alkol gençlerde hafızaya zarar veriyor:
- Alkol bağırsak kanseri riskini artırıyor:
- Diş fırçası seçimi:
- Diş çürümesi ve flor:
- Ağıziçi iltihabı:
- Aft (ağızda çıkan yara)
- Epilasyon yapılmayacak bölgeler:
- Epilasyon uygulanmayacak kişiler:
- Gereksiz kıllar neden çıkar:
- LAZER EPILASYON NASIL YAPILIR?
- TÜY SORUNUNA LAZER EPILASYON ILE KÖKTEN ÇÖZÜM
- Penis büyütme penis büyüklüğü
- Bebeklerde ishal ishalin tedavisi
- Kabızlık tedavisi ve diyeti
- Prostat kanserinde kimler risk altındadır?
- Prostat Kanseri Nedir?
- Prostat Nedir ve Nerelerde Yer Alır?
- Anal Fissur Nedir ?
- BASUR Nedir? Hemoroit Nedir?
- Çocuğunuz hep sizinle yatmak istiyor ne yapılabilir
- Uyku saati alışkanlığını çocuğunuza nasıl kazandırabilirsiniz?
- ÇOCUĞUNUZ NEDEN GEÇ YATMAK İSTİYOR?
- Çocuğum yemek yemiyor nasıl yedirebilirim?
- Akciğer kanserinin nedenleri:
- Çocuğunuzun beslenme alışkanlığı:
Arşiv
Takip
