Sal

23

Gribe karşı alınabilecek 10 önlem

23 Eyl 2008, 15:37 | m-colak | henüz yorum yok

 

1) Grip aşısını ihmal etmeyin. Özellikle yaşlılar.2) Sık sık ellerinizi yıkamayı unutmayın.3) Çalışma masanızı antibakteriyel mendillerle silin.4) Oda nemlendirici veya burun spreyi kullanın.5) Düzenli egzersiz ve spor yapın, böylece bağışıklık sisteminiz güçlenir.6) İyi uyuyun.7) El sıkıştıktan hemen elinizi yıkayın. 8) Elinizi göz, ağız ve burnunuza değdirmeyin.9) Elle tutulan yiyecekleri elinizle yemeyin, çatal ve bıcağı kullanın.10) Sigarayı bırakın.


Pts

22

MİDENİZE BİR ANDA YÜKLENMEYİN:

22 Eyl 2008, 19:06 | m-colak | henüz yorum yok

 

İftar ve sahur yemeklerinde sindirimi kolay hafif ama vücut metabolizması için yararlı besinler tercih edilmeli, ana menümüzde ağır yağlı yemekler, kızartmalar ve kalorisi yüksek yiyeceklerden uzak kalınmalıdır. Az yağlı hafif sebze yemekleri, ızgara etler veya fırında pişirilmiş yemekler ile yoğurt tercih edilmelidir.


Pts

22

SUSUZ KALMAYIN:

22 Eyl 2008, 19:04 | m-colak | henüz yorum yok

 

Oruç tutarken uzun süre susuz kalındığından ilk işimiz susuzluğun giderilmesi olmalıdır. İftar ve sahurlarda bol sulu gıdalar tüketilmelidir. Özellikle salatalık, elma, kavun, domates gibi sebze ve meyveler susuzluğu daha az hissetmemizi sağlarlar. İftardan sahura kadar olan saat diliminde en az 7-8 bardak su tüketilmeye çalışılmalıdır.


Pts

22

SAHURDA ŞARKÜTERİ TÜKETMEYİN:

22 Eyl 2008, 19:02 | m-colak | henüz yorum yok

 

Kahvaltılıklar ve meyve sahur için en uygun yiyeceklerdir. Sahurlarda ana yemekler tüketilmemelidir. Tuzlu gıdalardan ve şarküteri ürünlerinden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Yağ ve tuz sindirimi zorlaştırdığı gibi mideye rahatsızlık hissi verir ve susuzluğu arttırır.


Pts

22

İftardan sonra hemen çay içmeyin:

22 Eyl 2008, 19:00 | m-colak | henüz yorum yok

 

Dr. Ender Saraç, iftar yemeğinin ardından dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:SİGARA YAKMAYIN: Yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın normal zamanda içilen sigaradan daha zararlı olduğu yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.HEMEN ÇAY İÇMEYİN: Çay yapraklarındaki asitli madde proteinin hazmını zorlaştırır.TOK KARINLA BANYO YAPMAYIN: Normal zamanlarda da yemeklerden hemen sonra banyo yapmamak gerekir. Banyo yaptığımızda vücuttaki kan dolaşımı hızlanır. Mide çevresindeki kan miktarı azalacağından midemizin sindirim sistemi zayıflar. Çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkar.  


Pts

22

Gıda tüketiminde bazı kurallar:

22 Eyl 2008, 18:56 | m-colak | henüz yorum yok

 

Güvenli olması için işlenmiş gıdaların öncelikli olarak tercih edilmesi istenen kurallar arasında, gıdaların iyi pişirilmesi gerektiği de tavsiye ediliyor. Pişirilen gıdaların her tarafının en az 70 dereceye ulaşması gerektiği belirtiliyor.Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiyeleri arasında şu bilgiler yer alıyor:”Pişirilmiş gıdalar oda sıcaklığına kadar soğudukları zaman üzerlerindeki mikropların sayısı hızla artmaya başlar. Pişirilen gıdaların uzun süre bekletilmesi mikropların çoğalma riskini artırır. Bu nedenle güvenli olması açısından, pişirilmiş gıdalar henüz sıcakken tüketilmelidir. Ayrıca pişirilmiş gıdalar, 10 derecenin altında dikkatlice saklanmalıdır. Pişmiş ile çiğ gıdalar arasına temastan kaçınılmalıdır. Gıdaları hazırlamaya başlamadan önce ve her aradan sonra eller güzelce yıkanmalıdır. Bütün mutfak yüzeyleri temiz tutulmalıdır. Gıdalar, böceklerden, kemirgenlerden ve diğer hayvanlardan korunmalıdır.”-SU GÜVENLİĞİ-Güvenli gıda tüketiminde dikkat edilmesi gereken maddelerin arasında ”güvenli su kullanımı” da yer alıyor.Gıdaları hazırlamak için temiz su kullanmanın ”içmek kadar önemli” olduğu vurgulanan yazıda, ”Eğer su kaynağıyla ilgili bir şüpheniz varsa gıdalara eklemeden önce kaynatmalısınız ya da içecekseniz buz haline getirmelisiniz. Özellikle bebekler için hazırlayacağınız yiyeceklerde kullandığınız suya dikkat etmelisiniz” uyarısında bulunuluyor


Paz

21

Yediğimiz gıdalara dikkat etmeliyiz:

21 Eyl 2008, 22:37 | m-colak | henüz yorum yok

Teknoloji telefonu,arabayı, interneti, televizyonu, patates kızartmasını, konserveyi, salamlı sandviçi, hazır çorbaları, mikrodalgayı getirdi. Beraberinde kiloyu, kolesterolü, kanseri, yepyeni hastalıkları da hayatımıza soktu.

Yıllar içinde insanın yemekle olan ilişkisi hızla, sağlık için beslenmeden manevi haz ile çabucak karın doyurmaya dönüşmesiyle beslenme -sağlık ilişkisi iki kardeş olmaktan çıktı. Ancak bu duruma direnç gösteren. Ne yediğinin farkında olarak beslenen, ne yaptığının farkındalığıyla yaşayan insanlar yok değil. Zira bu insanları ciltlerinden, vücutlarından, renklerinden ve duruşlarından tanıyabilirsiniz.

ŞEKERLE iLiŞKiNiZi GÖZDEN GEÇiRiN

Vücudun yakıtı olarak kabul edilse de şekerin yaptığı tahribat bedeni zamanından önce yıpratır. Şeker pek çok işlemden geçtikten sonra kimyasal maddelerle ağartılarak rafine edilir. Şekerin neden olduğu tahribatlar ise oldukça fazla. Şeker bağışıklık sistemini zayıflatabiliyor, mineral dengesini bozabiliyor. Karaciğer, migren, asabiyet, uykusuzluk, çarpıntı, yorgunluk yaratıp meme, yumurtalık, prostat kanserine yol açabilmekte.

Şeker kalsiyum ve bakır emilimini engeller. Şeker serotonin seviyesini yükseltir bu nedenle kan damarlarını daraltabilir. Krom ve bakır eksikliğine yol açar. Hormonal dengesizliğe neden olabildiği gibi kronik hastalıkların iyileşmesini engeller. Kemiklerin kirecini kemirir B1 vitaminini yok eder…

NE YEDiĞiNiZiN FARKINDA MISINIZ?

Bu soruların cevabını yazın.

Cevapları aşağıdakilerle karşılaştırın

- Haftada ne kadar kırmızı et tüketiyorsunuz?
- Her gün ne kadar tatlı ve hamur işi tüketiyorsunuz?
- Haftada kaç gün fast-food ve kızartma yiyiyorsunuz?
- Günde ne kadar yürüyorsunuz?
- Hayvansal yağları sık tüketiyormusunuz?
- Öğünleri geçiştirecek pratik yemeklere haftada kaç gün yer veriyorsunuz?
- Televizyon karşısında atıştırıyor musunuz?

Cevapları aşağıdakilerle karşılaştırın

EN KÖTÜ 10 GIDA

Şeker
Çikolata
Hamur işleri
İşlenmiş etler (Şarküteri ürünler)
Cips çerez atıştırmalıklar
Hayvansal yağlar
Konsantre şekerli içecekler
Kızartma ve fast food ürünler
Hazır çorbalar

Dr. İsmail Ağar


Paz

21

Anne sütü nasıl artar ne yapmak gerekir:

21 Eyl 2008, 22:31 | m-colak | henüz yorum yok

Emzirmek, annenin bebeğine vereceği en güzel armağan, onun için yapabileceği en iyi şeydir. Bebek için en iyi beslenme, hayata sağlıklı bir başlangıç yapma yoludur. Emzirmenin başlatılıp sürdürülebilmesi için özellikle bebeğin babası olmak üzere tüm aile anneyi desteklemeli; gebelikte takibini yapan doktoru, çocuk doktoru ve aile hep birlikte olumlu, destekleyici bir tutum içinde olmalıdırlar. Bu yazıda, annelere anne sütünü arttıracak bazı önerilerimizi sıralayacağız.

 Daha Sık Emzirin: Yenidoğan bebeğinizi en az 2 saatte bir emzirin, uyuyorsa uyandırın. Gece ise, 4-5 saatten uzun uyumasına izin vermeyin, uyandırıp emzirin. Bebeğin sık sık emmesi anne sütünü arttıracak en önemli etkendir. Bu durum, ilk günlerde yeni anne için biraz yorucu olsa da, emzirmenin başarıyla sürmesi ve bebeğin kilo alması ona bu ilk sıkıntıları unutturacaktır.

 Emzirmek İçin Göğsünüzün Dolmasını Beklemeyin: Göğsünüzde her zaman bebeğe yetecek süt vardır, emzirme sırasında da, hormonal uyarıyla vücut yeniden süt üretecektir. Göğüslerin çok dolu olması bebeğin daha çok doyduğunu göstermez. Aynı şekilde, bazen pompayla sütü sağan anneler gelen miktar karşında hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Pompayla çektiğiniz miktar, bebeğin memede ne kadar alabildiğinin bir ölçüsü değildir. Bebeğin yeterince beslendiğini ancak kilo alışıyla anlayabiliriz.

 Daha Uzun Süre Emzirin: Bebeğin belli bir süre değil, bir göğsü bitirene kadar emmesini sağlayın, sonra da öbür göğse geçin. Böylece, hem önce gelen sulu sütü, hem de sonra gelen yağlı sütü alacak, vücudunuz da süt yapımı için gereken uyarıları almış olacaktır.

 Emzirme Sırasında Bebeği Mümkün Olduğunca Çıplak Bırakın: Emerken kolay yorulup bırakan, uyuyakalan bebekler; bezleri kalacak şekilde soyulup anneyle cilt teması sağlanırsa daha uzun ve etkili emmeleri sağlanabilmektedir. Üşümemesi için bir örtü ile korunarak emmesi sağlanabilir. Emerken özellikle bebeğe eldiven giydirmemeli, anneye dokunabilmesine fırsat vermeliyiz.

 Emzirmeye ve Kendinize Odaklanın: Yenidoğan bebeğini emziren anne önceliğinin emzirme olduğunu bilmelidir. Dinlenmeye, dengeli beslenmeye zaman ayırmalı, babadan emzirme dışı işlerde yardım almalıdır. Ev işlerini de bebekle birlikte mükemmel bir şekilde yürütmesi gerekmediğini kabullenmeli, her şeyi hallederim deyip kendini strese sokmamalıdır.

 Biberon, Emzik Vermeyin: Emzirme dengesi kurulup bebek kilo almaya başlayana kadar (tercihen ilk 1 ay ) bebeğe biberon, emzik vermeyin. Böylece tüm emme faaliyetini memede gerçekleştirecek, süt yapımını uyarmış olacaktır.


Paz

21

Asitli içecekler ve çocuklar:

21 Eyl 2008, 22:25 | m-colak | henüz yorum yok

Asitli içeceklerin hiçbir besleyici özellik taşımadığını belirten uzmanlar, ailelerin süt ve meyve suyu tüketimini özendirmesini istiyor.

Gençlerin severek tükettikleri asitli içeceklerin şişmanlığa neden olduğu bildiriliyor. Uzmanlar, gençlerin besleyici özellikleri olmayan asitli içecekler yerine, süt ve meyve suyu tüketimine özendirilmeleri için aileleri uyarıyor.

Mayo Clinic Beslenme Direktörü Dr. Jennifer K. Nelson, kilo alımında yenen gıda miktarı kadar alınan kalorilerin de önemli olduğuna dikkat çekiyor. Boş kaloriler içeren “soft” içeceklerin tüketiciler için ek şeker kaynağı olduğuna dikkat çeken Nelson, şu uyarılarda bulunuyor:

“Bu ek kaloriler çeşitli aktiviteler ile yakılmadığı takdirde, bir yılda kızlarda 7, erkeklerde ise 12 istenmeyen kiloya neden olur. Asitli içeceklerin diğer bir zararı da açlık hissini gidermemesi ve kişileri başka şeyler yemeye yöneltmesidir, bu da elbette alınan yeni kaloriler anlamına gelir. Aileler de çocukların yiyecek miktarı ve kalitesine dikkat etmeli, bu içecekler yerine sağlık için yararlı besinler içeren süt ve meyve suyu tüketimi konusunda çocukları uyarmalıdır.”



 

Avrupa ile Türkiye arasındaki maden suyu tüketimi oranlarına dikkati çeken Beypazarı Karakoca Doğal Maden Suyu İşletmesi Genel Müdürü Niyazi Ercan, ülkemizde, ‘maden suyu’ ile ’soda’nın aynı ürün sanıldığını belirtti.Ercan, maden suyunun, içerdiği mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte, yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıktığını belirterek, tamamen ”doğal” olduğunu vurguladı. Sodanın ise üretim esnasında suya karbondioksit gazı basılmasıyla elde edildiğini ve tamamen ”yapay” içecek olduğunu kaydetti.”Özellikle ABD’de yaygın olarak tüketilen soda ile maden suyunun aynı ürün olduğuna inananlar, (Maden suyu zararlı, midenizi deler) gibi yanlış inanış ile bu mucize suyu ‘zararlı’ ilan ediyor” diyen Ercan, maden sularının, insan sağlığına zararının olmadığını, aksine içerdiği mineraller dolayısıyla faydası bulunduğunu söyledi.Türkiye’de, ’soda’ tabir edilen içeceklerin artık üretilmediğini ifade eden Ercan, şu anda ülkemizde 24 mineralli su kaynağından, günlük 650 bin litre maden suyunun şişelendiğini bildirerek, şöyle devam etti:”Biz yaptığımız yatırımlar ve verdiğimiz reklamlarla, maden suyuna ilgiyi artırmaya çalışıyoruz. Günlük 4 milyon 800 bin şişe olan üretim kapasitemizle, Hollanda, Belçika, Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan ve KKTC’ye ihracat gerçekleştirmeye başladık.”Ülke olarak artık milli ‘’su politikası” oluşturulması gerektiğini de dile getiren Ercan, su kaynaklarının işletilmesi ve değerlendirilmesi için yatırımcıların teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı. Ercan, ilkokullarda süt tüketimini artırmak için düzenlenen ‘ücretsiz süt dağıtımı’ kampanyalarının benzerini, maden suyu tüketimini artırmak için düzenleyeceklerini sözlerine ekledi



« Önceki Yazılar   |   Sonraki Yazılar »

Eklenen Son Yazılar
Arşiv
Takip
2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40