Emzirmeye doğumda hemen sonra kendinize gelir gelmez başlamanız gerekir. Doğumdan sonra ilk birkaç gün içerisinde gelen koyu süt bebeğe mutlaka verilmelidir. Ağız sütü bebeğin büyümesine ve hastalıklara karşı koruyucu madde almasına yardımcı olur. Doğumdan sonra 1-2 gün süt gelmese bile mamaya geçilmemeli, biberon verilmemeli, bebek emzirilmelidir. Bebek sık sık memeye tutulunca 3-4 gün sonra bile süt gelebilir. Yenidoğan ve sarılığı olan bebekte de emzirme sürdürülmelidir. Yalancı meme verilmemelidir.
Paz
12
Emzirme sırasında süt akımının devamlılığı nasıl sağlanır?
12 Eki 2008, 10:44 | comedy shop | henüz yorum yok
Bazı annelerin sütleri bebek emmeye tutulur tutulmaz akmaya başlar. Emzirmeyi düşünmek bile beyni uyararak sütün akmasına neden olur.
Doğumdan sonra gelen sarı süte ağız/kolostrum denir. Bebeği hastalıklardan korur. İlk sütün miktarı az olmasına karşın ilk günlerde bebeğin beslenmesi ve bağırsakların çalışması için yeterlidir.

Talasemilerin iki çeşidi vardır. Her ikisi de kalıtımsal olarak geçen hemoglobin kusurlarına bağlıdır.Hemoglobin ( oksijen taşıyan alyuvarlar) yapımındaki bozukluk sonucu gelişen , anemiyle (kansızlık) karakterize bir hastalıktır.
- Alfa talasemi en büyük sıklıkla güneydoğu Asya ülkelerinde görülür.
- Beta-talasemi Akdeniz bölgesinde yaygın olduğu için Akdeniz anemisi olarak da bilinir. Talasemi adı Yunanca deniz ve kan kelimelerinden gelmektedir. Beta talaseminin ağır(major), orta, ve hafif (minor) çeşitleri vardır.
Talasemilerin genleri çekiniktir (resesif), dolayısıyla, hasta olmak için bunları hem annenizden hem de babanızdan kalıtım yoluyla almanız gerekir. Eğer sizde her hangi bir gen varsa siz hastalığın portörü (taşıyıcısı) olursunuz. Fakat belirtiler sizde görülmeyecektir.
Her iki ebeveynden kalıtım yoluyla geçtiği zaman talasemi sıklıkla büyüme yetersizliği, büyük dalak ve bazen kalp yetersizliğine yol açan kronik kan yetersizliğine neden olabilir.
Talasemi major
Beta-talasemiler arasında en sık rastlanan tip olan Talasemi B, Cooley anemisi denen çok ciddi bir formdan , bulgu vermeyen ancak kan veya gen testleri sırasında ortaya çıkabilen talasemi minor adlı hafif forma kadar değişkenlik gösterir.
Tedavi edilemeyen vakalarda , kalp, dalak, karaciğerde büyüme görülür.İleri dönemlerde kemikler kırılgan hale gelir.
Sık aralarla , genç kan hücreleri içeren kan nakilleri yapılması ve hastalığın ciddi formlarında kemik iliği değişimi, tedavi uygulamaları arasında yer almaktadır.
Kalp yetersizliğine neden olabilen demir birikimine yönelik de ilaçlar kullanılmaktadır.
Bebeğin hasta olup olmadığını belirlemek için doğum öncesi tanı testleri yapılabilmektedir.
Talasemi Minor
Beta-talaseminin daha hafif bir şekli olan talasemi minör oldukça yaygındır. Bu hastalık demir eksikliği anemisindekine benzeyen kan hücrelerini meydana getirir, fakat hiçbir belirti yoktur. Demir tedavisi zararlı olabilir, çünkü aşırı demir yüklenmesine yol açar. Bu rahatsızlık kendi başına hiçbir problem yaratmaz.
Talasemi minorun asıl önemi genetik danışmanlık açısındandır. Anne ve baba talasemi minorlu iseler doğacak çocukların % 25’inin homozigot ve talasemi major olma riski vardır.
Bugün koryon villus biyopsisi ve gebeliğin 16-20. haftalarında fetoskopi ile kan alınarak talasemi major tanısı koyulabilmektedir.
Bademcik iltihabı küçük çocuklarda nadiren görülür. Bademcikler sık sık iltihaplanır. Bademciklerin iltihaplanmasına tonsillit denir.İltihabın bademcikten öte bütün boğaza yayılmasına anjin denir. Halk arasında bu iki duruma da anjin adı verilir.
Boğazın dibinde bademcikleri görebilirsiniz. Bademcik , tonsil, tonsilla palatina olarak adlandırılır. Farinkste burun eti ile beraber lenfoid dokunun önemli bir bölümünü oluştururlar. Başlıca görevleri vücudu enfeksiyonlara karşı korumaktır.
Genellikle rinofarinjit olurlar. Ama 2-3 yaşından sonra bademcik enfeksiyonları başlar.
Bademcik enfeksiyonu bir virüsten kaynaklanabilir. ( bir türü de mononükleozdur) Adenovirüs, enterovirüs vb.
Kronik boğaz şişmesi alerjik olabilir. Kuru, sıcak havada kalmaya bağlı olabilir.
kut bademcik iltihabı
Genellikle akut farenjit ile birlikte ve 2 yaştan büyük çocuklarda görülür. Etken büyük olasılıkla hemolitik streptokoklardır. Hemolitik streptokok mafsal romatizması , böbrek hastalıklarına yol açabilir.
Hastalık yüksek ateşle birden başlar. Kusma, baş ağrısı, halsizlik gibi genel semptomların yanı sıra boğazda kuruluk hissi vardır. Bu belirtileri boğaz ağrısı izler. Boğaz ve bademcikler kırmızı ve şiştir.
Boğaz muayenesi bademciklerin büyüdüğünü, kızardığını veya beyaz noktalarla kaplı olduğunu gösterir.
Kronik bademcik iltihabı
Sık tekrarlayan boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, halsizlik, ateş gibi başlıca bulgulardır. Geniz eti büyümesi ile beraber bulunuyorsa üst solunum yollarında daralma nadiren buna bağlı ağır solunum güçlüğüne ve uyku apne gibi durumlara yol açabilir.
Bademcik iltihabının bulaşma yolu
Etkene göre değişir.Adenovirüsler solunum yolunu tutar.
Kuluçka
Adenovirüs için 2-14 gündür. Bulaşmadan sonraki 2-14 gün sonra bulgular ortaya çıkabilir.
Klinik
Döküntü yapan hastalıklarda aynı anjin gibi başlar. (ör, kızıl) Difteri anjini aşılamalar sonucunda artık pek görülmemektedir, ancak aşıların doğru ve düzenli bir şekilde yapılması gerekir.
Difteri anjini fazla ateş yapmaz ama çocuğu halsiz bırakır. Boğazında beyaz ve yapışkan bir sıvı görülür. Doktor , çocuğun boğazından sıvı alıp tahlil yaptırır. Kan sayımı , kan formülü ister, ve sonuçlar alınmadan antibiyotik verebilir, çünkü streptokok ihtimalini göz önünde bulundurup onun yaratacağı komplikasyonlar göz önünde bulundurulur.
Tedavi
Anjin birkaç gün içinde geçer, zararsızdır.
Eğer anjin sürekli tekrar ediyorsa ve bir takım koşullar varlığında bademciklerin alınması gerekebilir.
Bademcik ameliyatı çok basit , riski az olan bir ameliyattır.Ameliyat sonrası iyi kontrol edilmelidir.Bu ameliyat 4-5 yaşından önce yapılmaz. Esas sorun bademciğin alınmasının sahiden gerekip gerekmediğini tayin edebilmektir.
Günümüzde bademcikler sadece bazı kriterler göz önüne alınarak ameliyat edilmektedirler.
Şunu da bilmek gerekir ki bademciğin büyük olması iltihap olduğunu ispatlamaz. Alerjik çocuklarda bademcik ameliyatı tavsiye edilmez.
Pamukçuk yenidoğan bebeklerde çoğunlukla görülen bir hastalıktır.Bebeğin ağzında , ağzının içinde ve çevresinde süte benzer ince bir tabakadır. Yanak iç tarafları bazen dilde , damakta ve dişetlerinde peynire benzeyen çıkıntılı beyaz lekeler şeklinde görülür.
En çok yenidoğanda görülür fakat bazen daha büyük bebeklerde görülebilir. Özellikle antibiyotik verilen bebeklerde bu enfeksiyon oluşur. Etken ve bulaşma :
Pamukçuk olarak bilinen mantar enfeksiyonu bebeğinizin ağzında sorun oluştursa da , aktivitesine daha önceden doğum kanalında monila sınıfı mantar enfeksiyonu olarak başlamıştır ve bebeğinizin bu enfeksiyonu aldığı yer de orasıdır.
Enfeksiyonun etkeni Kandida albicans’tır ve bu organizma normalde ağız ve vajinada yaşar. Diğer mikroorganizmalarla aynı anda kontrol edilir ve genelde problem çıkarmaz. Fakat bu denge bozulduğu zaman -hastalık , antibiyotik kullanımı ve hormonsal değişiklikler(gebelik gibi)- mantar için uygun olan koşullar oluşur.
Teşhis :
Pamukçuk ağızda meydana gelen hafif bir mantar enfeksiyonudur.Yanakların iç tarafına , dilin üzerine ve ağzın tavanına sürülmüş beyazımsı lekelere benzer. Eğer beyaz leke kazınılırsa , altında deri yanmış gibi görünür ve kanayabilir. Pamukçuk sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde meydana gelir.
Pamukçuk olan bebeğin ağzı yaradır. Bebek emzirilirken rahatsızdır ve hatta emzirilmeyi reddedebilir. Eğer bebeğinizde pamukçuk olduğundan kuşkulanıyorsanız doktora başvurun . Teşhis koymak için çoğunlukla parmak suretiyle bile muayene yeterli olmaktadır.
Tedavi :
Sağlıklı bir yeni doğmuş bebek genellikle hastalığı kendi başına yenebilmektedir. Fakat özellikle pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa bazı antimantar ilaçlar iyileşme sürecini hızlandırabilir.
Maya enfeksiyonun kendisi tehlikeli değildir ancak ağrı yapar. Enden olarak antimantar ilaçlarla tedavi edilmezse komplikasyon görülür.
Boğmaca hastalığı çocukluk döneminde karşılaşabileceğiniz bulaşıcı bir hastalık türüdür. Bebeğinizin aşılarınıın zamanında ve eksiksiz yapılması önüne geçebildiği gibi bulaşıcı olduğundan yine de hastalığa yakalnma riski bulunmaktadır. Etken Bordetella Pertusis adlı bakteridir. Tedavi:
Beslenme :
Dikkat: Boğmaca sırasında yüksek ateş olursa ciğerlerde bir sorun var demektir!
Bulaşma:
Damlacıklar yoluyla ve en çok da kataral safhada bulaşır. Antibiyotikler bulaşmayı azaltır.
Mikrop alındıktan sonra kuluçka süresi 7-14 gündür. Genelde hastalık 2-3 hafta sürer.Bazen daha uzun olabilir.
Daha çok ilkbaharın ilk aylarında ve kışın görülür.
Olguların yarısını 1 yaşın altındaki bebekler oluşturur.
Bulgular:
Korunma:
DTB (Difteri-tetanos-boğmaca) aşısı iledir.
Eğer bebek boğmacalı biriyle beraber olduysa , ona gamma globülin verilerek , hastalığa yakalanmaması veyaçok hafif olarak geçirmesi sağlanabilir.
Komplikasyonlar:
Apandist ya da apendiks denilen kör barsağin iltihaplanması sonucu oluşan apandist hastalığı son derece yaygın bir hastalıktır.”Apendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan şeklinde ortalama 9 cm uzunluğunda kör bir barsaktır. iki ila 25 cm arasında değişen uzunlukta olabilir. Çocuklarda, yetiş*kinlerden daha uzundur. Normalde karnın sağ alt bölgesinde yer almakla birlikte farklı konumlarda bulunabilir.”
Vücuttaki işlevi lam olarak bilinmeyen apendiks, bademcik gibi lenfoid doku bakımından zengin bir organ olarak tanımlanıyor.
“Apandisit yüzde 90 oranda, apendiks lümeninin (yani apendiksin iç kısmının) dışkı ile tıkanmasından kaynaklanıyor. Sık görülen nedenlerden biri de tenf dokularının şişmesidir.
Çeşitli nedenlerle apendiksin içi tıkandığı zaman, apen*diks lümeninde sıvı birikir, mikroplar çoğalmaya başlar ve iç basınç artar. Basıncın artması ile apendiks şişmeye başlar ve giderek apendiks dokusunun kanlanması ve beslenmesi bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama oluşur.”
Türkiye Hastanesi uz*manları, iltihaplanmayı durdurmanın mümkün olmadığını belirterek “apandisit önlenemez; önlemek için herhangi bir metod veya ilaç bulunmuyor” diyorlar.
GÖRÜLME SIKLIĞI
Eldeki verllere göre, apandisit her yasta görülmekte birlikte, en sık olarak genç erişkinlerde, 20-30 yaş grubunda ortaya çıkıyor. 60 yaşından büyüklerde yüzde 5-10 dolayında görülüyor, Çocuklarda en sık 6-10 yas grubunda görülen apandisjtin, 2 yaşından küçüklerde görülme oranı yüzde 2 dolayında kalıyor.
Görülme sıklığı bakrmından cinsîyete göre ilginç tablo gözleniyor, Ergenlik çağından Önce, kız ve erkeklerde apandisit oranı eşit olduğu görülüyor, 15-25 yas grubunda, erkeklerde apandisite 2 kat fazla rastlanıyor. 25 yaşından sonraki dönemde oran tekrar eşitleniyor.KESİN TEDAVİ
Özellikle gençlik döneminde ortaya çıkan bu yaygın rahatsızlığın ilaçla tedavi imkanı bulunmuyor. Ancak, apandisit, tedavisi kolay hastalıklar arasında yer alıyor. Türkiye Hastanesi hekimleri. kesin tedavinin ameliyat olduğunu belirterek, “hasta, laparoskopik (kapalı) veya açık appendektomi yöntemiyle ameliyat edilip, apandisit alınmalıdır” diyorlar. Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisit ameliyatlarıyla ilgili şu bilgileri veriyorlar:
“Apandisit tanısı konan veya apandisit olabileceği düşünülen hastaların ağızdan beslenmemeleri, ağrı giderici almamaları gerekir. Apandisit, 4 grupta toplanır. Üç gruptaki vakalar;
akut apandisit, perfore (patlamış) apandisit, patlamış ve apse yapmış apandisit, kesin olarak ameliyatla tedavi edilmelidir. Dördüncü grup plastrone apandisittir. Bazen karın içinde omentum adı verilen bir yağ perdesi, apendiksi sarar ve iltihabın karın içine yayılmasını önler. Buna plastrone apandisit denir. Bu durumda hasta hastaneye yatırılır ve gözlem altına alınarak, antibiyotik tedavisine başlanır. Eğer şikayetler gerilerse hasta taburcu edilir ve 6-8 hafta sonra tekrar değerlendirip ve ameliyata alınır.”
ÖLÜME NEDEN OLABİLİR
Günümüzde apandisit ameliyatları en basit ope*rasyonlardan biri sayılıyor. Ancak tedavisi bu derece kolay olmasına rağmen, ihmal edilmesi halinde. apandisit, tehlikeli bir hastalık oluveriyor. Zamanında ameliyat edilmediği zaman İltihaplı apendiksin patlaması ölüme yol açabiliyor.
Genç erişkinlerde yüzde 15-25, çocuklarda yüzde 50-85, yaşlılarda yüzde 60-90 arasında patlama ihtimali bulunuyor.
Prof. Taşçı ile Opr. Hamzaoğlu, özellikle yaşlılar ve çocuklar açsından apandisitin büyük risk oluşturduğuna dikkat çekiyorlar ve “Yaşlı ve çocuklarda bulgular az olduğundan teşhis konulduğunda patlama olayı gerçekleşmiştir. Bu nedenle ölüm riski çok fazladır.
Genç erişkinlerde apandisitte ölüm oranı yüzde 0.1 in altındayken yaşlılarda bu oran yüzde 50 civarındadır” diyorlar.
Zamanında doktora başvurulduğunda basit; ama, geç kalındığında ölümcül bir hastalık sorunu.
DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR
· Karın ağrısı olduğu zaman kesinlikle kendi başınıza ağrı kesici almayın, mutlaka bir doktara başvurun.
· Bazen apandisitte doktorlarda yanılabilir ve yanlışlıkla mide tedavisine başlanır. Eğer ağrınız geçmiyorsa tekrar doktora gitmelisiniz.
· Normal bir apandisit ameliyatı eğer erken teşhis konulursa yaklaşık 15-30 dakika sürmekte ve hasta 1 gün hastanede yatıp çıkmaktadır.
· Eğer apandisit patlamış ise, ameliyatla apandisit alınır, batın yıkanır ve karın içine 1 adet dren (hortum) konulur ve hasta yaklaşık 2-3 gün hastanede kalır.
· Erken teşhis ve doğru tedavi hayat kurtarıcıdır.
· Günümüzde yüzde 100 apandisit tanısını koyduracak tetkik, laboratuvar ve görüntüleme yöntemi yoktur. Bu nedenle hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve kan tetkikleri bir arada değerlendirilip teşhis konulur. Şüpheli vakalar ağrı kesici verilmeden takip edilir.
Dünyada SIDS olarak blinenen ani bebek ölümü sendromu (ABÖS), 1 yaşından küçük bebeklerin bilinmeyen nedenlerle aniden ölmelerini tanımlayan bir terimdir. Ani bebek ölümü sendromu (beşik ölümü olarak da bilinir) gelişmiş ülkelerde 1-12 aylık bebekler arasında en sık görülen ölüm nedenidir. Birkaç tıbbi araştırmada, bu sendromla ilişkili biyolojik ve çevresel risk etmenlerinin belirlenmiş olmasına karşın gerçek nedenle ilgili kesin bilgi yoktur. Dünya çapında yapılan birçok çalışmada yüzükoyun (karnının üstüne) yatırılan çocukların yüksek risk altında oldukları gösterildi. Bebeklerin yatırılma pozisyonu ülkeler arasında farklılık gösteriyor; ABD’deki bebekler on yıl önce çoğunlukla yüzükoyun yatırılıyordu. Daha sonra bazı ülkelerde olduğu gibi ABD’de de annebabalar sağlıklı bebeklerin sırtüstü yatırılması için teşvik edilmeye başlandı.
JAMA’da yayımlanan üç yeni araştırma, bu konuda hâlâ başka çalışmalara gereksinim olduğunu ortaya koydu. Ulusal Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Enstitüsü’nün (National Institute of Child Health and Human Development: NICHD) bir çalışmasında ABD’de yüzükoyun yatırılan bebeklerin oranının 1992 yılında %70 olduğu, ancak 1996 yılında %24′e düştüğü saptandı. Aynı süre içinde ani bebek ölümü sendromu yaklaşık %38 azaldı. NICHD’nin yürüttüğü ikinci çalışmada, düşük gelir düzeyine sahip, Afrika kökenli Amerikalı annelerin bebeklerini yüzükoyun yatırma olasılığının daha fazla olduğu belirlendi. Araştırmacılara göre, doğumdan sonra bebeğinin hastanede yüzükoyun yatırıldığını gören annelerin %93′ü evde de aynı pozisyonda yatırıyor.
Massachusetts ve Ohio’daki yaklaşık 8000 annenin yer aldığı başka bir çalışmada bebeklerini bir aylıkken yüzükoyun yatıran annelerin oranı sadece %18 iken, bebekleri üç aylık olduğunda bu pozisyonda yatırmaya başlayan annelerin oranının %29′a yükseldiği belirlendi.
Araştırmacılar bu artışın, annelerin ailelerinden, arkadaşlarından, başka çocuklardan ve bebeklerinin davranışlarından etkilenmeleri sonucu ortaya çıktığını bildiriyorlar. Araştırmacılar, bebeklerin yüzükoyun yatırılmasını önlemek amacıyla Afrika kökenli Amerikalılar ya da İspanyol kökenliler, düşük gelir düzeyine sahip, 29 yaşından genç, daha önce çocuk sahibi olmuş ya da 8 haftalıktan küçük bebeği olan, yüksek risk grubundaki annelere yönelik eğitim programlanna gereksinim olduğunu belirtiyorlar. Ayrıca, hastanelerde de yeni doğan bebeklerin sırtüstü yatırılarak doğru uyku pozisyonunun yerleştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
ANİ BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMUNA İLİŞKİN RİSK ETMENLERİ:
Araştırmacılar, ani bebek ölümü sendromunun nedenini bilmemelerine karşın, olasılığı artıran etmenleri tanımladılar:
Yüzükoyun uyuyan bebekler
Sigara dumanına maruz kalan bebekler
Anneleri gebelik döneminde sigara içenler
Anneleri ilk hamileliği sırasında 20 yaşından küçük olanlar
Anneleri doğum öncesi sağlık bakımı için hiç başvurmayanlar ya da geç başvuranlar
Erken doğan ya da düşük doğum ağırlıklı bebekler
Kış aylarında doğanlar
Erkek bebekler
RİSK AZALTMANIN YOLLARI:
Ani bebek ölümü sendromunu önlemenin güvenli bir yolu olmamasına karşın, riski azaltabilecek önlemler şunlardır:
Bebekleri sırtüstü yatırmak
Doğumdan önce iyi bir sağlık bakımı
Sigara içilmeyen bir çevre
Sert bir yatak
Bebeğin altına yastık ya da battaniye gibi yumuşak malzemeler yerleştirmemek
Bebeği çok sıcak ortamda bulundurmamak (giydirerek, örterek ya da aşırı sıcak bir odada yatırarak)
Rutin kontrolleri ve aşıları yaptırmak
Hafif bir hastalıktan sonra bile bebeği birkaç gün yakından gözlemlemek
- Ağız kokusu:
- Çapraşık dişler:
- Estetik dolgu:
- Diş röntgeni:
- Çürük önleyiciler:
- Hamilelik ve dişler:
- Ağız kanserleri:
- Dişeti hastalıkları:
- Gömülü diş:
- Protez:
- Çocuk diş çürükleri:
- Diş ipi kullanımı:
- Diş fırçalama tekniği:
- Ağız ve diş sağlığı nasıl korunur?
- Dişlerin gelişim bozuklukları:
- Diş eti hastalıkları:
- Diş çürümesi:
- Alkolün bitmeyen zararları:
- Sigaranın bitmeyen zararları:
- Alkolün zararları:
- Sigaranın zararları:
- Alkol ve gençler:
- Alkol nedir?
- Alkol kasları tahrip ediyor:
- Alkol kadınlarda meme kanserine neden oluyor:
- Alkol gençlerde hafızaya zarar veriyor:
- Alkol bağırsak kanseri riskini artırıyor:
- Diş fırçası seçimi:
- Diş çürümesi ve flor:
- Ağıziçi iltihabı:
- Aft (ağızda çıkan yara)
- Epilasyon yapılmayacak bölgeler:
- Epilasyon uygulanmayacak kişiler:
- Gereksiz kıllar neden çıkar:
- LAZER EPILASYON NASIL YAPILIR?
- TÜY SORUNUNA LAZER EPILASYON ILE KÖKTEN ÇÖZÜM
- Penis büyütme penis büyüklüğü
- Bebeklerde ishal ishalin tedavisi
- Kabızlık tedavisi ve diyeti
- Prostat kanserinde kimler risk altındadır?
- Prostat Kanseri Nedir?
- Prostat Nedir ve Nerelerde Yer Alır?
- Anal Fissur Nedir ?
- BASUR Nedir? Hemoroit Nedir?
- Çocuğunuz hep sizinle yatmak istiyor ne yapılabilir
- Uyku saati alışkanlığını çocuğunuza nasıl kazandırabilirsiniz?
- ÇOCUĞUNUZ NEDEN GEÇ YATMAK İSTİYOR?
- Çocuğum yemek yemiyor nasıl yedirebilirim?
- Akciğer kanserinin nedenleri:
- Çocuğunuzun beslenme alışkanlığı:
Arşiv
Takip
