Pts

6

Hamile bayanlarda Karında Şişkinlik

06 Eki 2008, 15:38 | m-colak | henüz yorum yok

  Erken haftalarda oluşan şişkinliğin rahmin büyümesi ile alakası yoktur. Daha ziyade artan progesteron hormonu nedeniyle, bağırsak faaliyetlerinizin yavaşlamasından kaynaklanır. Bol sıvı alın ve yürüyüş yapın.



  Olasılıkla vücudunuzda artan kan hacmi ve hormonal değişiklikler nedendir. Bununla birlikte, gebe olmanın verdiği stres de rol oynayabilir. Gebeliğinizi öğrenmekle birlikte, sigarayı bıraktıysanız ve önceden tiryakisi iken artık kahve içmiyorsanız, bunlar da neden olabilir.


Pts

6

Hamilelerde Memelerde Büyüme ve Hassasiyet

06 Eki 2008, 15:32 | m-colak | henüz yorum yok

  Artan hormonların etkisi ile bu yakınmalar oluşur. Gögüslerinizi destekleyen, rahat sütyenler kullanın. Gece de isterseniz sütyen takabilirsiniz.


Pts

6

Gebelikte sık sık idrara çıkma

06 Eki 2008, 15:31 | m-colak | henüz yorum yok

  Rahim ve mesane (idrar torbası) birbirlerine komşu organlardır. Gebelikle birlikte rahminizdeki büyüme mesane üzerine basınç yaparak, idrar hissi uyandırır. 4. Aydan itibaren rahim yukarı çıkıp, mesane üstündeki baskı azalınca şikayetleriniz de geçecektir. Ayrıca böbreklerdeki aşırı idrar üretimi de buna nedendir. Gece uyku düzeninizin bozulmaması için, yatmadan 1-2 saat öncesinden itibaren sıvı alımınızı (su, çay veya kavun, karpuz, portakal ve benzeri sulu meyveleri) kesin. Vücudunuzun ihtiyaçları nedeniyle, gündüz sıvı alımını kısmayın.


Pts

6

Hamilelikte yorgunluk ve uykuya meyil

06 Eki 2008, 15:30 | m-colak | henüz yorum yok

  Vücudunuzda oluşan metabolik değişimler, kan hacminde ve bunu karşılamak üzere kalbinizin temposundaki artış bunun nedenidir. Bazen kendinizi adeta yatağa yapışırcasına yorgun ve uykusuz hissedebilirsiniz. İçinizden gelen bu isteğe direnmeyin ve fırsat buldukça dinlenin ve gün içinde 1-2 saatlik şekerlemeler yapın.



 

 


Hamilelik dönemini yaşayan bazı bayanların alın,yanaklar ve dudak üstünde oluşan lekelerden şikayetçi olmaları sık rastlanan bir durumdur. 
Kahverengi yada genellikle sütlü kahve renginde olan bu lekelere hamilelik maskesi yada “Melazma” adı verilir. Bu lekeler hamilelik döneminde artan östrojen hormonunun, cilde rengini veren pigment hücrelerini olumsuz yönde etkilemesi sonucu oluşurlar.

Genellikle 4. yada 5. ayda ortaya çıkan bu lekeler esmer ve koyu buğday tenli bayanlarda daha çok görülür. Tabii ki cildin genetik özellikleri de bu lekelerin oluşumuna zemin hazırlamaktadır. Dolayısı ile genetik özellikleri bakımından kişi hamilelik dönemini hiç leke problemi yaşamadan da atlatabilir.

Kalıcı olmayan bu lekeler doğumu takip eden aylarda kendiliğinden yavaş yavaş kaybolurlar. Güneş hamilelik lekelerinin oluşumunu hızlandıran,tetikleyen ve son derece olumsuz etkileyen bir faktördür.Hamile olmayan kişiler dahi yaz aylarında bilinçsizce güneş altında kaldıklarında leke ve pekçok cilt problemi yaşamaktadırlar.

Bebek bekleyen bir bayan yaşadığı hormonal değişimlerden dolayı , cildi çok daha ince ve hassas bir yapıda olacağı için güneşten tamamen korunmalıdır. Hamilelik döneminde oluşabilecek lekelerden korunmak yada en aza indirmek için: 

Cildin temizliğine önem vermek,
Aşırı derecede makyaj yapmamak, 
Kaliteli makyaj ürünleri kullanmak, 
Cilt yapısına uygun nemlendirici kullanmak, 
Belirli aralıklarla peeling yapmak, 
Yaz aylarında mutlaka yüksek koruma faktörlü krem kullanmak , 
Yaz aylarında mutlaka geniş kenarlı şapka ve gözlük kullanmak, 
Uzun süre güneşte kalmamak gerekmektedir.

Hamilelik döneminden sonra bu lekelerin çabuk bir şekilde geçmesi için pigmentasyon düzenleyici serumlar kullanılabilir. Ancak bu tür serumlar belirli oranda glikolik,laktik ve sitrik asit içerdiklerinden bayan eğer emzirme döneminde ise kesinlikle kullanılmamalıdır.

Bunun yerine bu lekeler tamamen geçinceye kadar cilt rengine uygun kapatıcı fondöten kullanmak en pratik yöntemdir. 


Pts

6

Kan uyuşmazlığı nedir

06 Eki 2008, 15:23 | m-colak | henüz yorum yok

 

 -RH uygunsuzluğu dediğimiz tablo, herhangi bir nedenle -gebelikte, yanlış kan naklinde…- RH(-) bir kişinin Rh(+) kan ile teması sonucu oluşan bir allerjik bağışıklık reaksiyonudur

 - Hızlı alyuvarlar yıkımı nedeniyle, anne karnındaki bebekte derin bir kansızlık ve buna bağlı gelişen kalp yetmezliği, vücutta yaygın su toplanması (ödem)  görülür. Doğum sonrasında ise bu tabloya ilk 24 saat içinde başlayan ve hızlı ilerleyen sarılık eklenir

 -Rh uyuşmazlığı olan bir çiftin; düşük ya da kürtaj durumunda, dış gebelik ameliyatlarından sonra ilk 72 saat içinde annede antikor oluşmasını engelleyen koruyucu aşıyı (halk arasında bilinen ismiyle uyuşmazlık iğnesi) mutlaka yaptırmaları gerekir.

        Bebeğin sağlıklı olup olmamasının daha hamile kalmadan başladığını artık bir çok anne adayı biliyor. Eğer bir bebek istiyorsanız ilk dikkat edeceğiniz konulardan biri de sizin ve eşinizin kan guruplarının öğrenerek kan uyuşmazlığı sorunun yaşanıp yaşanmayacağını öğrenmeniz olacaktır. Çünkü kan uyuşmazlığı hamile kalmadan önce dikkat edilmesi gereken bir konu. Anne baba adaylarının bu konuda bilinçli davranması gerekiyor. Basit bir testle anlaşılacak kan uyuşmazlığı, basit bir yöntemle de önlenebiliyor.

       Uzmanlar kan uyuşmazlığının iki şekilde ortaya çıktığını belirtiyorlar. En önemlisi, Rh uyuşmazlığı. İkinci olarak ABO uygunsuzluğu olarak adlandırılıyor.

            İnsan kanında Rh faktörü  bulunup bulunmamasına göre Rh(+), Rh(-) olarak iki grup bulunuyor. Rh faktörü, alyuvar dediğimiz, kandaki kırmızı küreler üzerindeki antijenlerden biri. Alyuvarlarda bu antijenin bulundurmayan negatif özellikli kişiler, bu antijenle karşılaştıklarında antikor oluştururlar. Bu antikorlar da kanda bulunan Rh(+) alyuvarları parçalarlar.

     RH uygunsuzluğu dediğimiz tablo, herhangi bir nedenle -gebelikte, yanlış kan naklinde…- RH(-) bir kişinin Rh(+) kan ile teması sonucu oluşan bir allerjik bağışıklık reaksiyonudur.

      Rh(-) bir kadın ile Rh(+) bir erkek evlendiği zaman Rh uygunsuzluğu durumundan bahsedilir.  Böyle bir evlilikte gebelik oluştuğu zaman, doğacak çocuk Rh(+) ise anne bebek arasındaki kan bağı nedeniyle, bebekten anneye geçen alyuvarlar belirli bir miktarı aştığında, annede buna karşı antikor oluşuyor. Oluşan bu antikorlar, göbek kordonu yoluyla  bebeğe geçerek, kanındaki alyuvarları parçalıyor. Bunun sonucunda hızlı alyuvarlar yıkımı nedeniyle, anne karnındaki bebekte derin bir kansızlık ve buna bağlı gelişen kalp yetmezliği, vücutta yaygın su toplanması (ödem)  görülür. Doğum sonrasında ise bu tabloya ilk 24 saat içinde başlayan ve hızlı ilerleyen sarılık eklenir. Gerek anne karnında gerekse doğumdan sonra oluşan bu tablolar, tedavi edilmediği zaman öldürücü olabilir ya da ciddi sakatlıklara yol açabilir.

       İkinci gebelikte tehlike başlıyor
      Anlattığımız bu tablo Rh uygunsuzluğu olan her gebelikte meydana gelmiyor.. Çünkü

allerjik reaksiyonlar, allerjenle ilk karşılaşıldığında ortaya çıkmadıklarından, genel olarak ilk gebelikte bu tablo beklenmez. Ancak, ilk karşılaşmada allerjen yoğun miktarda ise allerjik reaksiyon meydana gelebilir. Gebelikte, anne bebek arasında fazla miktarda kan geçişine neden olabilecek ciddi kanamalara, ilk gebelikte de Rh uygunsuzluğu tablosu ortaya çıkabilir. Bundan dolayı Rh uygunsuzluğu çoğunlukla ikinci gebelikten itibaren sorun yaratmaktadır.

Rh(-) anne ile Rh(+) babadan %15 oranında Rh(-) çocuk doğmaktadır. Eğer çocuk annenin Rh faktörünü taşıyorsa her hangi bir sorun çıkmayacaktır.

    Ancak, Rh(-) bir anne Rh(+) bir çocuğa gebe kaldığında; gebelik dönemi, doğum, doğum sonrası dönemde bebeğe karşı %16 oranında antikor oluşturabilir. Bunun %2’si gebelik, doğumda, %7’si doğumdan sonra ilk altı ay, %7’si bir sonraki gebelikte meydana gelir.

    Bazen oluşan antikorlar her zaman plesentayı geçebilecek yapıda olmayabilir.

      Kürtaj ya da düşük olsa bile önlem alınmalı

     Görüldüğü gibi Rh uygunsuzluğunun anne sağlığı üzerinde bir etkisi olmamakta, ancak bebekte ciddi problemlere yol açabilmektedir. Çoğu zaman birinci gebelikte problem yaratmaması da önlem alınabilmesi açısından sevindiricidir.

Bu bilgiler ışığında Rh uyuşmazlığı olan bir çiftin;

1-Düşük ya da kürtaj durumunda,

2-Dış gebelik ameliyatlarından sonra ilk 72 saat içinde annede antikor oluşmasını engelleyen koruyucu aşıyı (halk arasında bilinen ismiyle uyuşmazlık iğnesi) mutlaka yaptırmaları gerekir.

3-Gebelikte, bebeğin kan gurubu bilinmediğinden dolayı, 28. haftada, doğumdan sonra ise bebek kan gurubu Rh(+) saptandığı durumunda ilk 72 saat içinde koruyucu aşı yapılmalıdır.

      Rh uygunsuzluğu tablosu gebelikte bir takım testlerle araştırılabilen, gerek gebelikte gerekse doğumdan sonra tedavisi ve korunması mümkün olan bir durumdur. Yukarıda belirtilen durumlarda proflaksi yapıldığı zaman sonraki gebelik döneminde koruyucu etki sağlar.



 

 


Üçlü test olarak bilinen bu test, gebeliğin 16 ile 18 haftaları arasında en doğru sonuçlar veren bir kan testidir. Yapılış amacı özellikle Down Sendromu diye adlandırılan problemli bebeklerin anne karnında saptanmasına yöneliktir. Üçlü test için bir miktar kan alınması gerekmektedir. Kanda AFP, hCG ve uE3 hormonları ölçülür. Bu hormonların gebeliğin değişik haftalarına göre değerleri değişmektedir. Gebelik haftasına göre özel bir hesaplama yöntemi ile MoM değerleri bulunur. Testin neticesini hesaplarken annenin yaşı, vücut ağırlığı, ırk, şeker hastalığı olup olmadığı ve sigara kullanıp kullanmadığı da dikkate alınır. Tüm bu veriler ile kandaki üç hormon değerleri bir bilgisayar programına girilerek sonuç elde edilir. Sonuç olasılık olarak verilir. Örneğin Down Sendromulu çocuk doğurma olasılığı 1/2300′dır gibi bir cevap gelir. Bu sonucun 1/270 ve daha sık olarak, yani 1/ 220 veya 1/200 olarak hesaplanması, Down Sendromlu bebek doğurma riskinin yüksek olduğunu bildirir. Üçlü testin Down Sendromlu bebeklerin yaklaşın % 60 ile 70′inin saptanmasına yardımcı olur.

     Üçlü Testin Yüksek Riskli Olarak Sonuçlandığı Durumlarda Ne Yapılmaktadır ?

     Bu testle yüksek risk saptandığı durumlarda, anne karnındaki bebeğin gerçekten Down Sendromu olup olmadığını ortaya koymak gerekmektedir. Bu amaçla bebeğin kromozom yapısının saptanması için amniyosentez yani bebeğin bulunduğu sıvıdan örnek almak veya göbek kordonundan kan alınarak kromozom analizi gerekmektedir. 5 aydan önce en az komplikasyon olan ve en kolay yöntem olan amniyosentez yapılmaktadır. Amniyosentez ile elde edilen sıvı kromozom tayini yapılan laboratuvarda incelenir ve normal olup olmadığı saptanır.

     Her Yüksek Riskli Üçlü Test Bebeğin Problemli Olduğunu Söyler mi?

     Hayır, Üçlü testte yüksek risk saptanan yaklaşık 100 anne adayının ancak 1 tanesinin Down Sendromlu olduğu bildirilmektedir.


Paz

5

Bebek emmiyorsa ne yapılmalı

05 Eki 2008, 19:07 | m-colak | henüz yorum yok

 

 

 

- Burnu tıkalı mı? Bebekler burunları tıkalı olduğunda ememezler. Serum fizyolojik
damlatılarak burun açılmalıdır.
- Bebeğin ağzında pamukçuk var mı? Ağzı yara olan bebek ememez.
- Gaz sancısı olan bebek emmek istemez.

- Anne sütünden baþka bir gıda veriliyor mu?
Biberon kullanılıyorsa, bebekler kolayca biberona alıþacaðından anneyi emmek istemez.
- Annenin keskin kokulu parfümler kullanması da emmeme nedeni olabilir.
- Sürekli emzik verilen bebekler de emmek istemezler.
- Bazı hastalıkların ilk belirtisinin emmeme olabileceği aileye anlatılmalıdır.


Paz

5

Anne Sütü Yeterlimi Nasıl Anlaşılır

05 Eki 2008, 19:04 | m-colak | henüz yorum yok

 

 


Anne sütü alan bebek ilk ay boyunca, 1. haftadan itibaren, ortalama olarak bezini en az 6 defa idrarı ile 2-3 defa da kakası ile ıslatıyorsa telaşa gerek yoktur. Bu nedenle sabırla ilk ayın sonu beklenmelidir. Aslında sağlıklı bir büyümede ayda 600 gr. Ve üzerinde bir ağırlık artışı yeterlidir. Bunun dışında hiçbir kriter bebeğin yetersiz beslendiğini göstermez.



« Önceki Yazılar   |   Sonraki Yazılar »

Eklenen Son Yazılar
Arşiv
Takip
2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40